KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13886 E., 2012/18073 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/06/2010 tarih ve 2007/229-2010/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TPE nezdinde tescilli "Kemal Kükrer" ve "Kükrer" ibareli markalarının bulunduğunu, taraflar arasında daha önce görülen dava sonunda, davalının "... Limon Sosu" ve "... Üzüm Sirkesi" ismiyle ürettiği ürünlerin amblaj, sunum ve tanıtıcı vasıtalarının müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğuna karar verildiğini, kesinleşen kararın infazı sırasında bu kere davalının, "... Turşu Kur", "... Elma Sirkesi" ve "... Şalgam Suyu " isimli başka ürünleri üretip Türkiye genelinde satışa sunduğunun tespit edildiğini, davalının eylemlerinin davacının markadan kaynaklanan haklarına tecavüz ve bu nedenle de haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespit ve önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, dava dilekçesinde bahsi geçen şalgam suyunun 3 yıldır üretilmediğini, diğer ürünlerin ise marka tescil belgesine ve gıda üretim iznine dayanılarak üretildiğini, taraflar arasında görülen ilk davanın açılış tarihinden itibaren dava konusu edilen amblemlerin kullanılmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, 03.02.2010 tarihli bilirkişi raporu, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalının ... ibareli tescilli markası bulunmakta ise de, dava konusu ürünleri "... Turşu Kur", "... Elma Sirkesi" ve "...
Şalgam Suyu " isimleri ile üretip sattığı, bu isim ve işaretleri marka olarak tescil ettirmediği, davacı markalarının ayırt edici unsurunun Kemal Kükrer veya Kükrer ibareleri olduğu, davalının ürünlerinde yer alan etiketlerin davacıya ait markalar ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğu, davalının ürettiği bu üç yeni ürün yönünden KÜKRER kelimesini ürünlerinin tanıtımında, ambalaj malzemesi ve etiket olarak kullanarak davacının bu markayı taşıyan ürünler için tüketiciler nezdinde tesis ettiği güvenden haksız olarak yararlanmak istediği,
davalının daha önceki davayı kaybettiği halde KÜKRER ibaresini kullanmaya devam ettiği, markanın izinsiz kullanımın marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının haksız rekabetinin önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13886, K. 2012/18073, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama