KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14078 E., 2012/18072 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/05/2010 tarih ve 2007/856-2010/317 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin yönetim kurulu başkan vekili olan davalı ...'ın, şirketin çek karnelerini çalışanlara baskı yapmak suretiyle elde ederek şirket adına çekler keşide ettiğini, bunlardan 27.10.2007 tarih 155.000,00 TL bedelli ve 30.10.2007 tarih 152.000,00 TL bedelli çeklerde kendisini lehtar gösterip, bilahare çekleri danışıklı olarak diğer davalıya ciro ettiğini, diğer davalının da çekleri takibe koyduğunu, müvekkilinin davalılarla ticari ilişkisi ve onlara borcunun bulunmadığını, çeklerin bedelsiz olduğunu, davalı ...'in yetkisini aşarak kötüye kullandığını ileri sürerek, anılan çekler nedeniyle davalılara borçlu olunmadığının ve çeklerin bedelsiz olduğunun tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı şirketin mali durumunun kötü olup, piyasaya yüklü miktarda borcu bulunduğunu, yönetim kurulu başkanının şirketin nakit varlığını kendi hesaplarına geçirmesi nedeniyle borçların ödenemediğini, buğday satıcılarından alınan borçlarla şirketin devamının sağlanabildiğini, nitekim diğer davalı ...'ten de borç alındığını ancak ödenemediğini, çeklerin diğer davalıya bu borcun karşılığı olarak verildiğini, şirketin yönetim kurulu başkanının şirketi factoring şirketine dönüştürme isteğine karşı çıktığından müvekkilinin şirketten uzaklaştırıldığını, hakkında dava ve şikayet süreçleri başlatıldığını,
böylece müvekkilinden ve şirket borçlarından kurtulunmaya çalışıldığını, çeklerin şirket çalışanlarından zorla alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Attila Ulubek vekili, müvekkilinin çeklerin iyiniyetli hamili olup, çekleri diğer davalıdan olan alacağına karşılık devraldığını, senet metninden anlaşılanlar dışındaki def'ilerin hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, ispat yükünün davacıya ait bulunduğunu, danışıklı devir iddasının doğru olmadığını, kaldı ki çeklerin karşılıksız kalması nedeniyle müvekkilinin ciranta davalı hakında sikayetçi olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 334 . maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin genel kuruldan izin almadan kendisi veya başkası namına bizzat veya dolaylı yoldan şirketle, şirketin konusuna giren bir ticari muamele yapamayacakları, davalı ...'ın davacı şirketin yönetim kurulu başkan vekili olup, dava konusu çekleri şirket adına ve fakat lehtar olarak kendisini göstererek keşide ettiği, yapılan işlemin şirketle ticari işlem yapma yasağı kapsamına girdiği,davacının, şirketle yapılan muamelenin batıl olduğu savıyla bu davayı açtığı,
bu durumda keşideci ile lehtar arasındaki ilişki batıl olduğundan dava konusu çeklerin davacı şirkete karşı geçersiz olduğu,öte yandan çeklerde keşideci ve lehtar sıfatlarının birleştiğinden çeklerin bu nedenle de geçersiz olduğu, çekler başlangıçtan itibaren geçersiz olduğundan diğer davalı hamilin iyi niyetli olup olmamasının öneminin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline, çeklerin haksız ve kötüniyetli olarak takibe konulduğu tam kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14078, K. 2012/18072, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama