KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14212 E., 2012/18724 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/05/2010 tarih ve 2006/779-2010/346 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı TMSF vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.11.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 2002, 2003 ve 2004 faaliyet yıllarına ilişkin olarak yapılan incelemede 235,78 TL kasa açığı bulunduğunun, grup şirketi Rumeli Holding A.Ş'ne aktarılan 249.750,10 TL paranın tahsil edilmediğinin tespit edildiğini, müvekkili şirketin eski yöneticileri olan davalıların şirket kaynaklarını ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmaları sonucu grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına yönelik kullanmaları nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulu üyeleri olan davalıların da kanunun kendilerine yüklediği kontrol ve uyarı görevini yerine getirmediklerini,
şirketi zarara uğratan yöneticilerin ve üzerlerine düşen denetim görevini yerine getirmeyen denetçilerin oluşan zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nın, yargılama sırasında yapılan ıslahla 249.061,72 TL ortaklık zararının, zararın meydana geldiği tarihten itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... ile davalı ... vekili usul ve esastan davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin tedbir kararına rağmen usulsüz işlemlerle dava dışı şirkete para aktarılmasından davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumlu oldukları, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere denetçilerin sorumluluklarının bulunmadığı, buna karşın şirkete el konulması aşamasında kasa sayımı yapılmadığı, kasada ne kadar para bulunduğunun, paranın ne zaman kaybolduğunun veya kasaya girip girmediğinin davacı yanca ispatlanamadığı, bilirkişiler tarafından da davalıların sorumluluğunu belirleyecek bir tespit yapılmadığı gerekçesiyle,
davanın kısmen kabulüne, 248.825,94 TL'den 10.000 TL'nın dava tarihinden geriye kalanın ıslah tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılar ..., ... ve ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar Hakan ... ve ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı TMSF vekili ve davalı ... vekili temyiz etmitir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı TMSF vekilinin aşağıda (2) ve (3) numaralı betlerin dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı şirketi zarara uğratan yönetici ve denetçilerin verdikleri zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile denetçi olan davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, anonim şirketlerde denetçilerin sorumluluklarının düzenlendiği 6762 sayılı TTK’nun 359. maddesinde denetçilerin kanun veya anasözleşme ile kendilerine yükletilen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zarardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumlu olduklarının belirtilmesi karşısında, denetçilerin de ispat yükü ters çevrilmiş kusur sorumluluğu esası uyarınca meydana gelen zarardan dolayı sorumlu tutulabilecekleri göz önüne alınarak,
anılan madde hükmü uyarınca denetçilerin kusursuz olduklarını ispat etmeleri gerektiğinden, mahkemece bu husus üzerinde durulmadan denetçiler hakkında verilen ret kararı da yerinde görülmemiştir.
3-Öte yandan, davacının zararın tamamı için zarar tarihinden itibaren faiz talebinde bulunabileceği gözetilmeksizin, faize dava ve ıslah tarihinden tarihinden itibaren hükmolunması da bozmayı gerektirmiştir. 4-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14212, K. 2012/18724, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama