KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14328 E., 2012/19025 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/05/2010 tarih ve 2008/73-2010/108 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/11/2012 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilinin kanser tedavisinde kullanılan imatinib mesilat etken maddeli ‘GLİVEC’ isimli ilacı geliştirdiğini, yine 2007/06715 numaralı incelemeli patente sahip olduğunu, davalının ise aynı özelliklere sahip ‘imatenil’ isimli ilaçla ilgili olarak ruhsat aldığını, bu durumun patent hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, patente tecavüzün tespitini, menini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ilacındaki aktif madde formülasyonunun davacının patentinde belirtilen oranın dışında bulunduğunu, patent hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu patentte serbest baz oranını % 30-80 olan farmosötik tabletin korunduğu, davalının ürünündeki imatinib serbest baz oranının ise % 0,3 fark içerdiği, patente tecavüzün söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, patente tecavüzün tespiti ve meni istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK 275.maddesi ile temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren HMK’nun 266. maddesinde çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir denilmektedir.
HUMK 286.maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, raporu yeter derecede kanaat verici bulmazsa HUMK 283.maddesi gereğince bilirkişiden ek rapor veya HUMK 284.maddesi gereğince yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa hakimin özel bilgiyi gerektiren hususlarda, bilirkişilerin yerine geçerek karar vermesi mümkün değildir.
Somut olayda, mahkemece çözümün özel ve teknik bilgi gerektirdiği belirlenerek bilirkişi heyetinden rapor alınmış, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının sunduğu ilaç numuneleri üzerinde teknik analiz yapılmaksızın ürünlerin formülasyonları ve patente tecavüz oluşturup oluşturmadıkları hakkında mütalaa yapılamayacağı, yine % 0,3’lük sapma oranının kabul edilir bir değer olup olmadığının tespiti için davalının Sağlık Bakanlığı’na sunmuş olması gereken sapma sınırları spesifikasyonlarına ihtiyaç olduğu belirtildiği ve davacı tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde yukarıda anlatılan eksiklikler hususunda itirazda bulunulduğu halde, anılan eksiklikler giderilmeden hüküm tesis edilmiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklandığı üzere bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikler giderilip, sonrasında bilirkişilerden ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, mahkemece bir taraftan olayın teknik ve özel bilgi gerektirdiği kabul edilip bilirkişi görüşüne başvurulup, diğer taraftan bilirkişi raporunda belirtilen eksiklikler tamamlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14328, K. 2012/19025, 23 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama