KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14430 E., 2012/5641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
486 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/04/2009 tarih ve 2008/184-2009/322 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 2003 yılında sattığı yaş üzüm karşılığında alıcıların kendisine davalı Banka hesabına ait 4.350 TL bedelli bir çek verdiklerini ancak çekin karşılıksız çıktığını ve keşideci adresinin boş bir odadan ibaret olduğunu, davalının gerekli özen ve yükümlülüğü yerine getirmediğini ileri sürerek, 4.350 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından çek borçluları hakkında başlatılan icra takibinin tamamen semeresiz kaldığından söz edilemeyeceği, davacının aldığı çeklerin güvenilirliğini araştırması ve çek yanında ek teminatlar almasının gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, mal varlığı bulunmayan şirket adına açılan çek hesabı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, 2003 yılında sattığı yaş üzüm karşılığında alıcıların kendisine davalı Banka'da mevcut hesaptan keşide edilen 4.350 TL bedelli bir çek verdiklerini, ancak çekin karşılıksız çıktığını ve keşideci adresinin boş bir odadan ibaret olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı tarafından çek borçluları hakkında başlatılan icra takibinin tamamen semeresiz kaldığından söz edilemeyeceği, davacının aldığı çeklerin güvenilirliğini araştırması ve çek yanında ek teminatlar almasının gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bankaların çek hesabı açtırmak isteyen kişiler hakkında yapması gereken araştırmaya ilişkin düzenlemeye Çek Kanununun 2. maddesinde yer verilmiş olup, bankaların çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, bankalara yapılan duyurular çerçevesinde her birinin kendi nezdinde oluşturduğu kayıtlardan araştıracakları, ayrıca bu kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü oldukları açıklanmıştır.
Somut olayda ise, Banka Teftiş Raporu içeriğinde dava konusu çek keşidecisi olan şirket ortaklarının dolandırıcılık eylemi içinde olduklarına dair tespitlerin yer aldığı ve davacı tarafça keşideci şirket hakkında başlatılan icra takibinde de şirketin adresinin boş bir odadan ibaret olduğu anlaşılmaktadır. O halde, dava konusu çek keşidecisi şirket hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığının kabulü zorunludur.
Öte yandan, mahkemece davalı Banka'nın değinilen Yasa kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği de araştırılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece davalı Banka'nın çek karnesi verirken Çek Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen hususları yeterince ve gerekli ölçüde araştırıp araştırmadığı, çek keşidecisi şirketin sahte evrak ile kurulup kurulmadığı, şirket temsilcisi tarafından bankaya sunulan diğer evrakın gerçek olup olmadığı, şirketin ekonomik durumu, çevrede bilinirliği gibi unsurların yeterince değerlendirilip değerlendirilmediği hususları tereddüte yer olmayacak şekilde belirlendikten sonra oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14430, K. 2012/5641, 9 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama