KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14572 E., 2012/6035 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.06.2010 tarih ve 2008/162-2010/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “İZMİR SEVİNÇ 1957+ şekil” ibareli bir markanın tescili için TPE’ye başvuruda bulunduğunu, davalı TPE’nin bu başvuruyu diğer davalı adına 207719 sayı ile tescilli “SEVİNÇ” markasının varlığını gerekçe göstererek 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi gereğince reddettiğini, bu karara karşı yapmış oldukları itirazın da Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun almış olduğu 2008-M-509 sayılı karar ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili markası ile redde mesnet alınan markanın benzer olmadığını, müvekkili markasında bulunan İZMİR ve 1957 ibarelerinin de ayırt edici olduğunu,
markaları bölerek karşılaştırma yapılmasının Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkilinin SEVİNÇ ibaresini 1957 yılından beri kullandığını, 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi anlamında müvekkilinin eskiye dayalı kullanımı bulunduğunu, müvekkilinin kullanım nedeniyle kazandığı ayırt edicilik nedeniyle marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi itibariyle reddedilemeyeceğini,
müvekkilinin eskiye dayanan önceliği nedeniyle diğer davalı adına 207729 sayı ile tescilli markasının 556 sayılı KHK’nın 42. maddesi anlamında hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürerek Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 2008-M-509 sayılı kararının iptali ile müvekkili tarafından başvurusu yapılan “İzmir Sevinç 1957 + Şekil” ibareli markanın kabulü ve davalı adına 207729 sayı ile tescilli “SEVİNÇ” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü vekili davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, TPE’ce alınan kararın yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı başvurusu ile redde mesnet alınan markanın 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzer olduğu, davacı başvurusu için 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesinin uygulanma imkânın bulunmadığı, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi anlamında öncelik hakkı elde etmesinin somut uyuşmazlığa katkısının olmadığı ve hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescil tarihinin 1999 yılı hükümsüzlük davasının da 2008 yılında açıldığı dikkate alındığında davacının davalı markasının hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin TPE Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu kararının iptali isteminin reddine yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin hükümsüzlük davasına ilişkin temyiz itirazına gelince, davacı, davalı adına tescilli 207729 sayılı Sevinç markasının öncelik hakkına dayalı olarak hükümsüzlüğünü istemiş olup, mahkemece hükümsüzlük davası 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle reddedilmiştir. Oysa Dairemizin 08.04.2002 tarih 10860/3275 Sayılı kararında da belirtildiği üzere kural olarak 556 sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Ancak kötüniyet halinde hükümsüzlük davası hak düşürücü süreye tabi değildir.
Davacı dava dilekçesinde "Sevinç" ibaresini pastane hizmetleri bakımından meşhur ve maruf hale getirdiğini davalı şirket yetkilisinin babasının Malatya'da ticari faaliyette bulunmadan önce İzmir'de aynı iş kolunda çalışırken davacı tarafından işletilen Sevinç Pastanesi'ni bildiğini, Malatya'ya dönünce de aynı isimle bir pastane açtığını ve sonuçta uyuşmazlık konusu marka tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürdüğüne buna ilişkin delilleri de bildirdiğine göre, söz konusu kötüniyet iddiası tartışılmaksızın davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün hükümsüzlük davasına yönelik olarak bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14572, K. 2012/6035, 13 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama