KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15116 E., 2012/13399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2007/247 Esas
Karar Metni
573 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/07/2010 tarih ve 2007/315-2010/338 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı Industria De Diseno Textil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davasında, müvekkilinin 35, 41 ve 42. sınıflar yönünden “ZARAKOL” ibareli marka başvurusuna, davalı şirketin “ZARA” ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazının davalı TPE tarafından kabul edildiğini ve bir kısım hizmetler yönünden tescil talebinin reddedildiğini ancak başvuru markasının müvekkili şirketin kurucu ve sahiplerinin soyadı olduğunu, ticari faaliyetlerinde markayı 1992'den itibaren, ticaret unvanı olarak da 1995'den itibaren kullandığını, davalı markasının ise sadece tekstil yönünden tanındığını ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, benzer bir işaretin farklı sınıf mal ve hizmetler yönünden dahi tescil ettirilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davasında ise başvuru markası ile müvekkili markasının ayırt edilmeyecek kadar benzediğini, tescil başvurunun tüm ve mal hizmetler yönünden reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek,
TPE YİDK kararının hükümsüz sayılmasını, davalı adına işlem gören marka başvurusu tescile bağlanmamışsa tüm hizmetler ve eşya yönünden reddini, tescile karar verilmiş ise tüm eşya ve hizmetler için hükümsüz sayılmasını ve iptalini, başvuru belgeye bağlanmamış ise davalının tecavüzünün tespitini, durdurulmasını, haksız rekabetinin önlenmesini, davalının ticaret unvanından “Zarakol” ibaresinin terkinin, unvandan “Zara” ibaresinin çıkarılmasını, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, iptali istenin YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacı başvurusu ile davalıya ait markaları karşılaştırıldığında orta düzeyde görsel ve sesçil benzerlik bulunduğu, 35. sınıfın 01,02,03,07,08 alt gruplarında yer alan hizmetler yönünden karıştırılabileceği, buna karşın 35. sınıfın 04, 05,06 alt grupları ve 41 ve 42. sınıf hizmetlerin davalı markalarının tescil kapsamında bulunmadığı ve aynı tür hizmetler olarak nitelendirilemeyeceği, bu hizmetlerin bilinçli tüketici kesimine hitap ettiği,
davacının bu markayı davalı markası Türkiye'ye gelmezden evvel kullanmaya başladığı ve sektörde çok önemli kuruluşlara danışmanlık ve organizasyon hizmetleri vererek bu işareti tanınmış hale getirdiği, her ne kadar Zara ibaresi giyim eşyaları yönünden sektörel tanınmış marka ise de başvuru kapsamında bırakılan hizmetlerin giyim eşyalarıyla ilgisinin bulunmaması ve ibare üzerinde davacı şirket sahiplerinin kişilik haklarından gelen haklarının olması,
ayırt edicilik gücüne, itibara zarar verme, haksız yarar sağlama şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı Industria De Diseno Textil vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı Industria De Diseno Textil vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15116, K. 2012/13399, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama