KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15403 E., 2012/6291 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.07.2010 tarih ve 2009/809 - 2010/414 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalının Bursa-Setbaşı Şubesi’nde hesabı bulunduğunu, kendisine çek defteri verilmesine rağmen hiç kullanmadığını, 07.08.1998 tarihinde yerleşmek üzere tüm ailesiyle Londra’ya gittiğini, kayın biraderinin kendisi adına nüfus cüzdanı çıkarttığını, davalının Ankara-Yenimahalle Şubesi'nden Bursa Setbaşı Şubesi kayıtları temel alınarak çek karnesi verildiğini, piyasayı dolandırdığını, davalının gerek adres araştırması gerekse çek karnesi verilmesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bir çok ceza davasına maruz kaldığını, kırmızı bültenle arandığını, Londra’dan kesin dönüş yapmak zorunda kaldığını,
vekili vasıtasıyla ceza davalarını takip ettiğini, maddi ve manevi zararlarının doğduğunu ileri sürerek, 7 milyar TL maddi ve 50 milyar TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zarara neden olan kişiye karşı açılması gerektiğini, istemin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, tazminat istemlerinin dayanaklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davacının davalı Bankanın Bursa-Setbaşı Şubesi’nin müşterisi olduğu, ailesiyle birlikte Londra’ya yerleştiği, dava dışı kayın biraderinin Ankara-Yenimahalle Nüfus Müdürlüğü’nden davacının kimlik bilgilerini kullanarak ve kendisinin fotoğrafını yapıştırarak nüfus belgesi aldığı, bu belge ile davalı Bankanın Yenimahalle Şubesi'nden çek karnesi temin ettiği, çeklerin karşılıksız kaldığı, yapılan şikayetler sonucu çıkarılan tutuklama kararı üzerine davacının yurt dışından dönmek zorunda kaldığı, bir çok ceza davasından dolayı yargılandığı,
bir kısmına vekili ile katıldığı, somut olayda kimlik belgesinin kaybının söz konusu olmadığı, davacının bir ihmaline rastlanmadığı, müterafik kusurunun bulunmadığı, davalının gerçek hesabın bulunduğu Bursa-Setbaşı Şubesi’ndeki imzalarla ve
fotoğrafla karşılaştırma yapmadığı, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, arama kaydı üzerine yurt dışından dönmek zorunda kaldığı, ailesini yurt dışında bırakmasının ve böyle zorlu dönemde ailenin bölünmesinin beklenemeyeceğinden davacı dahil tüm aile bireylerinin uçak bilet giderinin tamamının, ceza dosyalarında yapılan vekalet giderinde ise asgari ücret tarifesinin esas alındığı, ceza yargılamaları nedeniyle hem kendisinin hem de ailesinin düzeni bozulan davacının manevi zararın da doğduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.161,00 YTL maddi ve 20.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dava sahte çek hesabı açılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan bahisle Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf kayın biraderi olan ...’in kendi adına davalı bankada sahte çek hesabı açtırması nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmiş olup, uyuşmazlık var olan sözleşme ilişkisinden değil, bankanın haksız eylemine dayalıdır.
Bu itibarla, davalının zamanaşımı definin, haksız fiil esaslarına göre çözüme kavuşturulması gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15403, K. 2012/6291, 18 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama