KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15762 E., 2012/7395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.06.2010 tarih ve 2004/480-2010/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin, şirketler topluluğu olup 1987 yılından bu yana güvenlik ve temizlik hizmetlerini “Met Group” ibaresi ve logosu altında sürdürdüklerini, “Met Group” işaret ve ibaresine kullanımla ayırt edicilik kazandırdıklarını ve ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduklarını,öte yandan Met ibaresinin davacı şirketlerin ticaret ünvanının bir parçası olduğunu, “Met Group” ve “Met” ibarelerinin tescili için Türk Patent Enstitüsü nezdinde ilk marka başvurusunda bulunanın müvekkili şirketler olduğunu, başvuru zamanındaki mevzuat gereği hizmet markası olarak tescilini sağlayamadıklarını,
ancak ferdi ve ticaret markası olarak tescillerinin bulunduğunu, 1996 yılından itibaren Met ibaresinin hizmet markası olarak tescili amacıyla müvekkilleri şirketler tarafından yeniden yapılan marka başvurularının ise “Met” ibaresinin “WIPO” tarafından koruma altında bulunduğu gerekçesi ile red edildiğini, bununla birlikte aynı ibarenin müvekkilleri şirtlerin bir kısmından çok sonra kurulan davalı şirket adına 21.09.2000 tarihinde 35.,36.,37.,38.,39.,40.,41. ve 42.sınıflarda hizmet markası olarak tescil edildiğini,
esasen davalının marka başvurusunun müvekkilinin önceki başvuruları ve öncelik hakları dikkate alınarak red edilmesi gerekirken hatalı olarak tescilin yapıldığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2000/20094 numaralı “Met” ibareli markanın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların güvenlik sektöründe geçerli bir marka tescil belgesi bulunmadığı gibi, davalıdan önce bu markayı kullandığını ve maruf hale getirdiğini ispat edemediğini, “Met” markası ile hizmet veren müvekkili şirketin güvenlik sektöründe ilk dört firmadan biri olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, kısmen benimsenen 13.01.2010 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, güvenlik sektöründe davalı tarafın davacıdan önce MET ticaret ünvan ve işareti altında faaliyete geçtiği, davacının METSAN ticaret ünvanı altında davalıdan önce temizlik hizmetleri sektöründe faaliyete başlamasının, davacıya 556 sayılı KHK’nın 8/III’den doğan yasaklama hakkını bahşetmeyeceği, zira davalının MET ticaret ünvanı ve marka gibi kullandığı MET işareti ile davacının METSAN ticaret ünvanları arasında MET ortak ibaresi dışında başka bir ortak nokta bulunmadığı,
markaların koruma alanları ile ticaret ünvanının koruma alanlarının farklı olduğu, tarafların ticaret ünvanları arasında herhangi bir iltibas olmadığı gibi her iki işaretin marka gibi kullanıldığı varsayımında dahi, davacının METSAN ünvanı ya da işareti üzerinde 556 sayılı KHK’nın 8/III anlamında bir yasaklama hakkı bulunmadığı,öte yandan tescil başvurusunun, 21.09.2000 tarihinde yapıldığı, davalının referanslarını gösteren liste ve diğer referans mektuplarıyla davalının marka tescilinden KHK'nin 42/son fıkrasının 2004 değişikliğine ve dava tarihine kadar bu markaya ayırtedicilik vasfı kazandırdığını ispatladığı,
bu durumda 556 sayılı KHK’nin 42/son fıkrasının 26.06.2004 tarihine kadar yürürlükte olan hükmüne göre tescilin hükümsüz kılınamayacağı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlık konusu MET ibaresi üzerinde 556 sayılı KHK'nın 8/3. maddesi uyarınca öncelik ve üstün hak sahipliğinin davalıya ait olduğunun belirlenmiş bulunmasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15762, K. 2012/7395, 9 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama