KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15864 E., 2012/20099 K.·(Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2010 tarih ve 2008/526-2010/340 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin Türkiye'deki faaliyetlerini Aytuna Gıda Turizm İnşaat A.Ş. unvanlı şirket aracılığı ile yürüttüğünü, bu şirketin müvekkilinin acentesi olup aralarındaki acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkil şirket adına hareket ettiğini, müvekkilinin Türkiye'deki müşterilerinin borçlarını banka hesabına nakit olarak veya vadeli çekler aracılığıyla ödediklerini, müşteri çeklerinin acentenin yönetim kurulu başkanı ve münferit imza yetkilisi davalı ...'ya, bankaya ibraz ederek tahsilatı yapması ve sonrasında müvekkil şirketin banka hesabına yatırması için ciro edilip tevdii edildiğini,
bu durumun uzun zamandan beri devam ettiğini ve herhangi bir sorun yaşanmadığını, ancak müşteri Ekol Lojistik A.Ş. tarafından müvekkil adına keşide edilen çeklerin aynı şekilde davalıya verilmesine rağmen davalının çek bedellerini tahsil ettiği halde müvekkil şirket hesabına yatırmadığını, davalının müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek davalı tarafından bedelleri tahsil edilen toplam 6 adet çek bedeli 720.392 Euro’nun (1.533.354,37 TL) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile Aytuna A.Ş. arasındaki acentelik sözleşmesi esas alındığı takdirde Romanya Hukuku'nun uygulanması gerektiği gibi Romanya mahkemelerinin yetkili olacağını, davacının Romanya uyruklu olduğundan teminat göstermesi gerektiğini, çeklerde tahsil cirosu yada benzer bir ibare olmadığı takdirde cironun temlik cirosu olarak kabulü gerektiğini, çekin asıl borç ilişkisinden soyut olduğunu, davaya konu çeklerin tahsilat amacıyla verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak alacağın tahsili istenildiğinden, davacının kendi yerleşim yerinde dava açmak zorunluluğu bulunmadığı gibi davacı ile acentesi arasında ki bir anlaşmazlık da dava konusu olmadığından Türk Hukuku'nun uygulanması gerektiği, Türkiye ile Romanya arasında 1575 sayılı Kanun'la onanan sözleşmenin 11.maddesi gereği karşılıklılık bulunduğundan davacının teminat gösterme zorunluluğunun olmadığı, davaya konu toplam 720.392 Euro bedelli 6 adet çekin davacı tarafından usulüne uygun bir şekilde ciro yoluyla davalıya devredildiği,
bedelsizlik iddiasında bulunanın bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu, davacının çeklerin bedellerinin tahsil edilerek kendisine verilmesi şartı ile davalıya ciro edildiğini iddiasını yazılı bir belge ile ispat edemediği gibi çekler üzerinde de bu iddiayı doğrulayan bir ibare bulunmadığı,
bilirkişi raporunda değerlendirilen delillerin tek taraflı belge mahiyetinde olup davalıyı bağlamayacağı, bu nedenle davacının davalıya yaptığı cironun borcun ödenmesi mahiyetinde olduğu kabul edilmesi gerektiği, davacı vekiline iddiaları yönünden yemin teklifi hakları olduğunun hatırlatıldığı ancak davacı vekilinin müvekkilinin bu davada davalıya yemin teklifinde bulunmaları hususunda kendilerine yetki verilmemesi nedeniyle davalıya yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan ettiği bu nedenle ihtar olunan yemin teklifi hakkı davacı tarafça kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının verdiği mal karşılığı dava dışı keşideci Ekol A.Ş. ‘den davalı tarafından acente temsilcisi sıfatıyla alınan ve bedeli davalı tarafından tahsil edilen çek bedellerinin istirdatı istemine ilişkindir.
Davalı, çeklerde tahsil cirosu yada benzer bir ibare olmadığı takdirde cironun temlik cirosu olarak kabulü gerektiğini, çekin asıl borç ilişkisinden soyut olduğunu, davaya konu çeklerin tahsilat amacıyla verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece davaya konu 6 adet çekin davacı tarafından usulüne uygun bir şekilde ciro yoluyla davalıya devredildiği, bedelsizlik iddiasında bulunanın bu iddiasını ispatla yükümlü olduğu,
davacının çeklerin bedellerinin tahsil edilerek kendisine verilmesi şartı ile davalıya ciro edildiği iddiasını yazılı bir belge ile ispat edemediği gibi çekler üzerinde de bu iddiayı doğrulayan bir ibare bulunmadığı, bu nedenle davacının davalıya yaptığı cironun borcun ödenmesi mahiyetinde olduğu kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar kıymetli evrak hükümleri gereğince görünüşte çeklerin davalıya temlik cirosu ile verildiği anlaşılmakta ise de, somut olayda yanlar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacı şirketin Türkiye’de sattığı mal bedelleri karşılığı alınan çekler aynı şekilde davalı tarafından temsilci sıfatıyla alınmış ve bedelleri de davacıya ödenmiştir. Bu durumda, davaya konu uyuşmazlıkta salt kıymetli evrak hükümleri nazara alınarak uyuşmazlığın halli cihetine gidilemez.
Davacıya ait çekleri acente temsilcisi olarak alan davalının çekleri geçmiş ilişkiden farklı olarak kendisine temlik cirosu ile verildiğini ve çeklerle ilgili olarak alacaklı olduğunu geçerli başka delillerle açıklaması ve ispatlaması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15864, K. 2012/20099, 6 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama