KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16073 E., 2011/4479 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/09/2008 gün ve 2006/726-2008/336 sayılı kararı onayan Daire’nin 05.10.2010 gün ve 2008/13851 - 2010/9756 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı bankanın müşterisi olduğu ve bankanın internet bankacılığı hizmetlerinden yararlandığı, davacının iş için İngiltere’de olduğu sırada bilinmeyen kişilerce internet hizmeti kullanılarak davacının hesabına girilerek 54.000,00 YTL tutarındaki meblağın internet aracılığıyla çekildiğini, davacının ithalat işlemini yapmak istemesi üzerine davalı bankanın hesaplarda çok az para kaldığını bildirmesi üzerine olaydan haberdar olduğunu, hırsızlık işlemine karşı davalı bankanın kayıtsız kaldığını ve sorumluluğunu yerine getirmediğini, bu durumun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirildiğini,
hazırlık soruşturmasının sürdüğünü, davalı bankanın “SSL” adlı güvenlik teknolojisine sahip olmadığı ve davacının yurt dışında olduğu bir dönemde olayın gerçekleşmesi nedeniyle bankanın sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, 54.000,00 YTL’nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının, ıslah dilekçesi ile toplam 54.973,50 TL'nın olay tarihi olan 29.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek banka reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayla bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığını, tam tersine davacının şifre bilgilerini özenle saklamayarak olaya sebebiyet verdiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıya sağladığı kullanıcı kodu şifre ve parola bilgilerinin kendi bilişim sistemi dışındaki mecralardan ele geçirildiği, olayda kullanılan bilgisayarın IP numarasının davacıya ait olmadığı, ayrıca davalı bankanın davacının şifre bilgilerini iyi muhafaza etmemesi sebebiyle başkası tarafından öğrenildiği, yani kusurun tamamen davacıya ait olduğu hakkındaki iddiaları kanıtlayamadığı,
bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği gibi davacının şifresini kullanmakta özensizliğinden kaynaklanan bir durumun tespit edilememesi nedeniyle, davacının uğradığı zararın sorumluluğunun tamamen verdiği hizmetin güvenliğini sağlayamayan davalı bankada olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce gerekçe eklenerek onanmıştır.
Davalı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16073, K. 2011/4479, 15 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama