KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16439 E., 2011/14851 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.349 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.07.2009 tarih ve 2007/187 - 2009/429 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.11.2011 gününde davalı avukatı....gelip, davacılar avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Tuğsal Petrol Ürünleri San Tic Ltd Şti adına tapuda kayıtlı akaryakıt istasyonunun 01.05.1988 tarihli işletme akdi ile işleticisi olduğu, diğer davacıların ise aynı taşınmazın ve işletici sıfatını taşıyan şirketin gerçek kişi sahipleri oldukları, işleticiliğin temini için 1988 tarihinde 20 yıllık sürelik yıllık 6 yeni kuruş kira bedelli kira akdi yapılarak davalı lehine tapuda şerh düşüldüğü ve böylelikle de davalının parselde kiracı sıfatını, davacının ise işletici sıfatını kazandığı, gerek kira kontratı, gerek ise işletme akdinin 01.05.1988 den başlatıldığı,
davalı lehine doğan kiracılık hakkının kira sözleşmesi uyarınca davalının tek tarafları istemi ile tapu sicil müdürlüğüne şerh verilerek tescil olduğu, böylelikle kiracılık hakkının kuvvetlendirilmiş şahsi hak haline getirildiği, yine sözleşme uyarınca 20 yılın sonunda davalının tek yanlı isteği ile 10 + 10 yıl olmak üzere iki defa toplamda 20 yıl daha aynı kalite ve şartlarla uzayacağı ve tek yanlı talebi ile 20 yıl daha şerh edileceği, bu uzatmalarla işleticiliğin yapılacağı yerde çok uzun süre kuvvetlendirilmiş şahsi hak sahibi haline geleceği, davalının ilk 10 yıllık uzatma hakkını kullanarak kendilerine ihtarname gönderdiği,
bu sebeple 01.05.2018 e kadar tapuya bu hususun şerh ve tescil olunacağını tebliğ ettiği, kendi onayları olmaksızın kira akdinin ve buna bağlı olarak işletme akdinin 30 yıla çıkartıldığı, oysa bu sözleşmelerin aynı amaca hizmet etmek amacıyla yapıldığından dolayı tek işletme sözleşmesi olarak kabulünün gerektiği, rekabet mevzuatına
göre bunun dikey sözleşme olarak adlandırıldığı, bu bağlamda kira akdinin süresinin işletme akdinin süresini belirlediğinden dolayı rekabet tebliğinde geçen uzatma sözleşmelerinin 5 yılı aşamayacağına dair konulan kurala aykırılık teşkil ettiği ve bu 10 yıllık uzatma beyanıyla kira ve işletme sözleşmelerinin artık geçersiz hale geldiği, 4054 sayılı yasanın ve yasaya dayanılarak çıkartılan 2002/2 ve 2002/3 sayılı tebliğin dikey anlaşmalara ilişkin grup muafiyeti getirdiği, grup muafiyeti tebliğine göre işletme sözleşmesinin süresinin tek yanlı uzatılmasının aykırılık oluşturduğu,
öte yandan özel hukuk açısından da dikey sözleşme olarak yorumladıkları her iki sözleşmenin konusunun aynı parsel olduğu, kira akdi ve işletme akdinin aynı amaca hizmet ettiği, birbirinden ayrılamaz maddeleri bulunduğu, sözleşme içeriklerinden de sıkı sıkıya birbirine bağlı olduğunun anlaşıldığı, kira sözleşmesinin BK 264 maddesi hükmü gereği kendilerince tek taraflı feshedildiği ve işletme sözleşmesi uyarınca tapudaki kira şerhinin terkini istendiği halde cevabi ihtarname ile akdin feshini kabul etmedikleri, kira konusu yerde olağan üstü gelişme ve değişmelerin meydana geldiği,
bu sebeple artık mülkleri kirada tutmanın ve akaryakıt istasyonu olarak değerlendirmenin kendileri yönünden devamını çekilmez hale getirdiği, üzerindeki şerh mevcut olduğu sürece taşınmazdaki tasarruf haklarının kısıtlandığı, davalının uzatma beyanının geçersiz olduğu ve son olarak mevcut durumun MK'nun 2 ye aykırı olduğu gerekçeleri ile rekabet hukuku yönünden kira sözleşmesinin ve işleticilik sözleşmesinin tek sözleşme olduğunun tespiti ile,
davalının uzattığı yazılı kira sözleşmesinin geçersizliğine, tapu kaydı üzerindeki uzatma şerhinin tapu sicilden terkinine ve buradan tahliyelerine, buna bağlı olarak da işletme sözleşmesinin feshine, rekabet hukuku uyarınca da bu sözleşmenin de geçersizliğine, BK 264 uyarınca da çekilmez hale gelen kira sözleşmesinin feshi ile kiracılık şerhinin terkinine, uzatma şerhinin sicilden silinmesine, taşınmazdan davalının tahliyesi ile buna bağlı olarak işletme akdinin de feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren dağıtıcı şirketler faaliyet göstermek istedikleri gayrimenkul üzerinde tapusal hak tesis edecekleri için, bu hakkın, kira sözleşmesi ya da intifa hakkı tesisi olarak yapıldığı, bunun akabinde dağıtıcı şirketler kendileri işletebilecekleri gibi kendi amblem ve markaları altında satış yapılmak üzere işletici de atayabilecekleri, bu doğrultuda kira sözleşmesinin özel şartlar bölümüne hüküm konulduğu ve işletici şirketin buna göre atandığı, kira sözleşmesi ile işletme sözleşmesinin farklı tiplerde ve farklı konuları düzenleyen sözleşmeler olduğu,
tek bir sözleşme olduklarının kabulünün doğru olmadığı, kira sözleşmesi imzalanırken dahi davacılar istasyonun işletilmesi hakkından açıkça feragat ettikleri için işletme sözleşmesi imzalamak maksadıyla kira sözleşmesi imzalandığı iddiasının gerçek dışı olduğu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia,savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, işletme sözleşmesinin davacılardan Tuğsal petrol şirketi ile davalı arasında imzalandığı, kira sözleşmesinin ise diğer davacılar ile davalı arasında imzalandığı, dolayısıyla her iki sözleşmenin tarafları olan davacıların husumete ehil oldukları, davalı şirket ile davacı ...
Petrol Şirketi arasında düzenlenen işletme sözleşmesinin 1. maddesine göre, satıcı belirlenen mahalde petrol ürünleri ve Shell'in ön göreceği motorlu araç ve gereçleri ile diğer malları depolamayı ve satmayı, yıkama yağlama servisi yapmayı, kendi nam ve hesabına iştigal etmek suretiyle servis satış istasyonu işletmeyi taahhüt ettiği, işletme sözleşmesinin 22. maddesinde süreden önce her hangi bir sebeple feshi halinde yada süre sonunda, satıcı başkacı ihtara ve mahkeme kararına gerek kalmaksızın derhal ve iyi durumda istasyonu Shelle teslim edeceği, akaryakıt istasyonu Shelle satıcı tarafından kiralanmış ise de,
sözleşme süresi sonunda yada her hangi bir sebeple süreden önce sükut eder ve Shell akaryakıt istasyonunu tahliye etmek durumunda kalırsa işletme sözleşmesi de her hangi bir ihtara hacet kalmadan derhal münfesih olacağı, istasyon Shelle başkası tarafından kiralanmış ise, satıcı istasyonu derhal tahliye ile Shel'e yada Shel'in yazılı talebi ile kiralayana teslim edeceği,kirayı verenler ile davalı arasında imzalanan 20 yıl süreli kira sözleşmesindeki kira bedeli ve özel şartlar bölümü ve BK 255 maddesi gereğince tapu siciline şerhi ön gören hükümleri ve temdit hükümleri birlikte değerlendirildiğinde,
bu sözleşmelerin birbirlerine bağlantılı olduğu, uzun süreli kira sözleşmesindeki hükümler incelendiğinde, bu sözleşmenin, taşınmazın bu süre içinde işletilmesini elde etmeye, sağlamaya yönelik olduğu, kira bedelinin sembolik bir rakam olarak kararlaştırılmasının da bu hususun göstergesi olduğu, dolayısı ile bu iki sözleşmenin karma bir sözleşme niteliğini taşıdığı, kira sözleşmesinin uzun süreli olarak yapıldığı ve iki kez 10 ar yıl olarak uzatmayı kararlaştırdıkları, kiracının kiralanan yeri akaryakıt istasyonu olarak işletilmek üzere dilediği kişiye verebilme yetkisinin bulunduğu,
taraflar arasındaki kira sözleşmesinin buna göre geçerli olduğu ve devam etmekte olduğunun kabulünün gerektiği, kiralayanın uzun süreli kira sözleşmelerinde, her zaman kira bedelinin günün koşullarına uyarlanmasını talep edebileceği, sözleşme hükümlerinde genel işlem kurallarına aykırı bir yön bulunmadığı, yanlar arasında düzenlenen her iki sözleşmeye göre uzunca bir süre sözleşme kapsamına uyulup,uygulandığı, sözleşmelerin kapsamı ve yapılacak işin niteliği gözetildiğinde işletme sözleşmesinin kira sözleşmesinden doğan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldıracağının kabulünün mümkün olmadığı,
aksinin düşünülmesinin ahde vefa kuralına aykırılık teşkil edeceği,Rekabet tebliği ve rekabet hukuku yönünden, davacının mevcut itirazları ve iddiaları yönünden bakıldığında ise, taraflarca rekabet kuruluna her hangi bir başvuru yapılmadığı, dolayısı ile aralarındaki ihtilafa dair rekabet kurulunda her hangi bir karar bulunmadığı, Rekabet Kurulu’nun 2003/3 sayılı tebliği ile ön görülen uyumlulaştırmaya yönelik bir değişiklik yapılmamış olsa dahi 18.09.2005 den önce yapılan anlaşmaların 18.09.2010 tarihine kadar uygulama süresi bulunduğunun belirtildiği,
18.09.2005 den önce yapılan ve tebliğe uygun olmayan sözleşmelerin 18.09.2010 tarihine dek uygulama süresinin bulunduğu, tebliğe aykırı olan sözleşmelerin de uygulama süresinin henüz 5 yıla ulaşmadığı, rekabet etme yasağı süresi bakımından bu sözleşmeler ile ilgili her hangi bir ihlalin söz konusu olmadığı da gerek rekabet tebliği kapsamı, gerekse mevcut başvurulardaki irdeleme sonucu oluşan görüş olarak ortaya konulduğu, geçiş döneminin sonu olan 18.09.2010 tarihine kadar başka bir bayilik ile aradaki mevcut şikayet konusu husus yönünden 4054 sayılı yasanın 4. maddesindeki yasaklamadan muaf tutulduğu,
bu sebeple de her hangi bir soruşturma açılmasına yer olmadığı yönünde görüş oluşturulduğu da, 05.03.2009 tarihli örnek rekabet kurulu kararından anlaşıldığı ve taraflar arasındaki mevcut sözleşmelerin dikey ve tek tip sözleşme olarak kabulü halinde de, 18.09.2005 tarihinden önce yapılıp süresi 5 yılı aşan sözleşme nitelemesi içerisinde yer alan taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki nedeniyle, 18.09.2010 tarihine dek tebliğ de yer alan muafiyetten yararlanılabileceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16439, K. 2011/14851, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama