KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16450 E., 2012/20483 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
680 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/06/2010 tarih ve 2008/75-2010/98 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.12.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında dava dışı ......’e ait ‘Ateş Dansı’ isimli eserin davalı ya da yetki vereceği kişiler tarafından işlenme yoluyla uyarlama ve adaptasyonu, müzikli oyun, sinema ve televizyon filimleri haline getirilmesi ve bunlar üzerindeki hakların tasarrufu ve kullanılmasına ilişkin 29.09.2005 tarihli mali hak devir sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmede belirtilen işler ve tanınan haklara ilişkin olarak davalı açısından bir süre öngörülmediğini,
ancak müvekkile veya eser sahibine ödeme yapmasını gerektirecek gelirler sağlayarak bunları müvekkile veya eser sahibine ödemeye başlamaması durumunda sözleşmenin yürürlülük tarihinden itibaren 4. yılın sonunda kendiliğinden sona ermiş olacağını, buna karşın, gelirler sağlayarak bunları ödemeye başlamadığı sürece 3 yıl süre ile ve her yılın 15 Eylül günü ön ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, bu kapsamda 10.000 TL olan ilk ödemesini yaptığını, ön ödeme yükümlülüğünü kaldırıcı gelir elde etme faaliyetinin de olmadığını, takip eden ikinci ve üçüncü yıllarda ödeme yapmadığını, ön ödeme yapma edimini açıkça ihlal ettiğini,
çekilen ihtarın karşılıksız kaldığını, sözleşmede kararlaştırılan 250.000 USD cezai şartı talep hakkının doğduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000 USD USD’nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin varlığının doğru olduğunu, müvekkilinin üstlendiği edimleri yerine getirirken davacı ile eser sahibi ...’in proje danışmanlığını yapacaklarının kararlaştırıldığını, işleme ve diğer eserler için gerekli olan ve eser sahibinde bulunan fotoğraf, film, mektup v.s dökümanların verilmediğini, eser sahibinin ağır hasta olduğunu, edimlerin ifasına başlanılmadığını, mücbir sebebin ortaya çıktığını, ödemenin gecikmesi halinde cezai şart öngörülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sözleşme yapıldığının çekişmesiz olduğu, anılan sözleşmenin incelenmesinde davacının ve dava dışı eser sahibinin proje danışmanlığı yapmasının tali bir edim olarak düzenlendiği, bu edimin yerine getirilmemesi veya getirilememesinin davalıya kendi edimini yerine getirme hakkı vermediği, dava dışı eser sahibinin hasta olması veya davacı ile eser sahibinden danışmanlık yapılması teklifinin gelmemesinin davalının işleme
eser üretimine başlamama hakkı doğurmadığı, BK’nun 81. maddesi koşullarının oluşmadığı, işleme eserin üretimine başlanmadığı sürece davalının ön ödeme edimini yerine getirmesinin gerektiği, ödeme vadelerinin belli olduğu, BK’nun 101/2. maddesi uyarınca temerrüdün gerçekleştiği, sonradan çekilen hatırlatma ihtarının gerçekleşmiş temerrüde bir etkisinin bulunmadığı, anılan sözleşmenin 33. maddesinde sözleşmenin bir hükmünün ihlalinde karşı tarafın kararlaştırılan cezai şartı ödeyeceğinin hükme bağlandığı, cezai şart miktarının 250.000 USD olarak belirlendiği, davacı tarafın sözleşmede hakim taraf olmadığı,
basiretli tacir gibi davranması gereken davalının ekonomik anlamda mahvına neden olacak miktarı kabul etmeyeceğinin değerlendirildiği, karşı savnmanın dikkate alınmadığı, çekilen ihtarın temerrüdü değiştirmeyeceği, bu yöndeki hakların saklı tutulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000 USD’nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağının bir kısmının tahsili istemine ilişkindir. Yazılı gerekçe ile cezai şart tutarından indirim yapılmadığı açıklanmıştır. Ancak, gerek öğretide gerekse uygulamada benimsendiği üzere, cezaya ilişkin sözleşme, ahlaka veya kişilik haklarına aykırı görülecek derecede ağır ise, yargıcın oluşan duruma göre, bu cezanın geçersizliğine veya tenkisine karar vermesi mümkündür.
Taraflar tacir ise, tacirin ekonomik yıkıntısına neden olacak cezanın tenkisi de mümkündür. Bunun tespitinde, üstlenilen işin değeri, tarafların özellikle de borçlunun cezai şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumunun araştırılması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir.
Mahkemece bu yönüyle bir inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı gerekçe ile davalının cezai şartın indirilmesi talebinin reddi doğru değil ise de işbu davanın kısmi dava olduğu, açılacak ek davada bu yönün araştırılacağının tabii bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, kararın gerekçesinin bu yönü düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16450, K. 2012/20483, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama