KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1732 E., 2011/5107 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada KDZ Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.06.2009 tarih ve 2009/88 - 2009/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Alper Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince işletilen limana tahliye işlemi için yanaşan geminin donatanının davalı şirket olduğunu, tahliye işlemi devam ederken geminin bağlı olduğu halatları kopararak usturmaçalara hasar verdiğini ileri sürerek, 129.000,00 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya haksız fiil hükümlerinin uygulanmasının gerektiği ve bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, olayın gemilerin çarpışması şeklinde gerçekleşmediği, TTK hükümlerince çatma olarak nitelendirilemeyeceği, davaya konu olayın haksız fiil olduğu, BK hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesinin gerektiği ve hasar tespit dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile zararı öğrenen davacının bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açtığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ait geminin limanda yük boşaltması sırasında halatlarının kopması sonucu usturmaçalara verdiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bir fiilin hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil teşkil ettiği durumda sözleşmeden doğan dava hakkının haksız fiilden doğan dava hakkı ile yarıştığı (telahuk ettiği) kabul edilir. Bu itibarla, haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirilebilecek somut olay tek bir talep doğurur, çünkü zarar görenin tek bir hakkı çiğnenmiştir, diğer bir deyişle söz konusu somut olayın oluşturduğu talebin tarafları, edimi ve doğma nedeni aynıdır.
Doğan talep de tek olduğuna göre taleplerin birleşmesinden söz edilemez. Buna karşılık somut olayda tek talep doğmasına rağmen çeşitli kanun hükümlerinin olguları gerçekleştiğinden, taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşme var ise sorun bu sözleşmeye ilişkin kaidelere göre sonuçlandırılır. Taraflar arasında bağlayıcı sözleşme yok ise sorun haksız fiile ilişkin kurallara göre çözümlenir. Ayrıca MK mad.
2'deki dürüstlük kuralı gereğince asıl edim yükümüne eklenen çeşitli yan edim yükümleri de sözleşmeye aykırılığın saptanmasında özellikle dikkate alınır.
Genel zamanaşımı süresi BK mad. 125'e göre 10 yıl olup, süre alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Haksız fiilden doğan giderim talepleri içinse özel zamanaşımı süresi öngörülmüştür. BK mad. 60 uyarınca bu süre bir yıldır ve zarara uğrayanın zararı ve faili öğrenmesi tarihinden itibaren işlemeye başlar. Aynı somut olayda her iki sorumluluk nedenine de dayanabilecek durumda olan zarar gören için sözleşmeye dayanan giderime ilişkin zamanaşımı süresi haksız fiile ilişkin olandan uzun olmakla, sözleşmeden doğan sorumluluğa dayanmak ve dolayısı ile daha uzun zamanaşımı süresinden yararlanması mümkündür.
Bu açıklamadan sonra somut olaya geldiğimizde, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu, davalının sözleşmeye aykırı davranması sonucu davacıya zarar verdiği anlaşılmakla zamanaşımı süresi BK 125 maddesi uyarınca 10 yıldır.
Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1732, K. 2011/5107, 27 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama