KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2169 E., 2011/14432 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.06.2009 tarih ve 2006/249 - 2009/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tescilli “Fly-Inn” ismi ile İstanbul’da bar ve restoran işlettiğini, tescilden önce de kullanımı bulunduğunu, davalının markanın popülerliğinden faydalanmak için Fethiye de aynı isimle kafe-bar açtığını ve işlettiğini, bu kullanımın müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğunu, haksız kazanç elde edildiğini ileri sürerek, haksız kullanımın tespiti ile tecavüzün ref’ine ve 27.500 TL yoksun kalınan kazanç ile 100 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kullanımının davacının tescilinden önce başladığını, davacı tescilinin hükümsüz sayılması gerektiğini, davacının kazanç kaybının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait markanın lisans devir sözleşmesi ile devredilmesi halinde davacının talep edebileceği miktarın bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, ayrıca somut olayın özellikleri gözetilerek manevi tazminatın belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 6.987,01 TL maddi ve 100 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının işletme adı ve tescilli markasına tecavüzün ve haksız kullanımın tespiti ve refi ile tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı taraf, yoksun kalınan kazanç miktarının, 556 sayılı KHK’nin 66/2-c maddesi uyarınca lisans devir sözleşmesi yapılsaydı alması gereken miktara göre belirlenmesini istemiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen marka değeri, marka korumasının 10 yıl olması nedeniyle 10’a bölünmüş, daha sonra da sektörün nitelikleri ve markanın özellikleri dikkate alındığında davacının verebileceği lisans sayısının 4’ü aşamayacağı kabul edilerek bulunan rakam da 4’e bölünmüş ve davalının sorumlu olduğu miktar belirlenmiş ise de, davaya konu lisans bedelini soyut gerekçelere dayalı olarak belirleyen bilirkişi raporuna değer verilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Zira, anılan KHK’nun 66/son maddesi uyarınca yoksun kalınan kazanç miktarı belirlenirken, davaya konu markanın ekonomik öneminin, marka hakkına tecavüz edildiği andaki geçerlilik süresinin, tecavüz sırasındaki markaya ilişkin lisansların sayısının ve çeşidinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
O halde, mahkemece davaya konu markanın ilişkin olduğu sektörden bilirkişinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden anılan ilkeler göz önünde tutularak Yargıtay denetimine elverişli gerekçeli bir rapor alınmak suretiyle davacının yoksun kaldığı kazanç miktarının tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
19.12.2011 - HK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2169, K. 2011/14432, 25 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama