KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2222 E., 2011/14437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2008/192
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/07/2009 tarih ve 2008/177-2009/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1962 yılında Japonya'da tam otomatik tekstil üretimi yapan örgü makineleri üretmek üzere kurulduğunu ve sektöründe dünyanın lider kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkili şirketin uzun yıllardır kullandığı ve birçok ülkede tescil ettirdiği SHIMASEIKI markasının davalı tarafından kendi adına Türkiye'de 2003 yılında tescil ettirildiğini, söz konusu marka üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli bulunan SHIMASEIKI markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise davalının söz konusu markayı 5 yıldan bu yana kullanmadığını ileri sürerek markanın hükümsüzlüğünü istemiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın, marka tescilinin hükümsüzlüğünü isteme hakkını uzun süre kullanmadığını, bu nedenle dava hakkının düştüğünü, müvekkilinin tescilli markasının Türkiye'de tescil edilmemiş markalara karşı korunacağını, söz konusu markayı Türkiye'de müvekkilinin tanıttığını, sadece kötüniyet iddiasının, tescilli bir markanın hükümsüzlüğü için yeterli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının unvanının ayırt edici kısmı ve Paris Sözleşmesi kapsamındaki ülkelerde tescilli markaları ile davalıya ait markanın birebir aynı olduğu, davacı markasının tanınmış marka olması ve ticaret unvanının korunmasına ilişkin Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesi gözetildiğinde davacının söz konusu marka üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi bulunduğu,
ayrıca davalı şirketin ortaklarından Zeynel Doğan'ın, davacı şirketin Türkiye'deki distribütörlüğünü yapan şirkette daha önce çalışmış olmasının ve davaya konu markanın Türkçe bir anlamı olmamasına rağmen davacının markasının aynısının tescil ettirilmiş olmasının davalının, davacının tanınmışlığından istifade etme amacını taşıdığını gösterdiği, bu durumun MK 2. maddesine uygun bulunmadığı, davalı markasının tescil tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık süre geçmediğinden birleşen davanın yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2222, K. 2011/14437, 25 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama