KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2538 E., 2011/14303 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/10/2009 tarih ve 2007/102-2009/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “CONVERSE” ibareli 18. ve 25. sınıflarda tescilli tanınmış markanın sahibi olduğunu ve davalı tarafından tescil ettirilen markanın müvekkili markasıyla aynı ibareli olduğunu ve kötüniyetli tescil niteliğinin bulunduğunu ileri sürerek, davalının 2005/9369 nolu "CONVERSE" markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkini ile davalı marka kullanımının ve reklam faaliyetlerinin ihtiyatı tedbir kararıyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı markasının tanınmış marka olmadığını ve markalara ilişkin emtia listelerinin farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait markanın tanınmış bir marka olduğu, taraf markalarının emtialarının farklı olmasına rağmen davalı markasının orta düzeyde bilince sahip tüketici nezdinde davacı markasının hatırlatacağı, davacı markasının ayırt ediciliğinin ve itibarının zarar göreceği ile davalı tarafın tescille haksız yarar elde etmiş olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2005/9369 nolu markanın hükümsüzlüğüne, davalı marka kullanımının ve reklam faaliyetlerinin durdurulması yönündeki talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davalı marka kullanımının ve reklam faaliyetlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi de davacı tarafından talep edilmiştir.
Yargılamada vekalet ücreti kural olarak davada haksız çıkan aleyhine yükletilecektir. Somut olayda davacının davalı markasının hükümsüzlüğüne dair davasının kabul edilmiş olması nedeniyle uyuşmazlığın esasıyla ilgili olmayan ve fer’i nitelikli bir istem olan ihtiyati tedbir talebinin reddinden dolayı davalıya vekalet ücreti verilmemesi gerektiği halde mahkemece, reddedilen bu talebi için davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK 438/7. maddesi uyarınca kararın aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
#########
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2538, K. 2011/14303, 24 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama