KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2567 E., 2012/2092 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.06.2009 tarih ve 2007/429 - 2009/510 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.02.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av....le davalılardan Şekerbank T.A.Ş. vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden G.M. Luby'nin Türkiye'de şirket kurma girişimindeyken Türkiye'deki bankalarda bulunan hesaplarından para çekebilmesi için güvenini kazanan davalı ...'e vekalet verdiğini, anılan davalının adı geçen müvekkilinin ve davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesaplarından müvekkillerinin bilgi ve talimatı dışında para çektiğini ileri sürerek, ıslahla (52.907) USD'nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekillerince, davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, Dairemize ait 04.12.2006 tarihli ilama dayanılarak, davalı ...'in (69.581,33) USD tutarındaki harcamayı davacı şirket için yapmış olduğu, (150.000) USD tutarlı senedin ise davalı ... tarafından davacılara teminat amacıyla verildiği ve daha sonra icraya konulup tahsil edildiği, davalıların davacılara karşı hiçbir sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı gerçek kişinin davasının reddine, davalı şirketin davasının kısmen kabulüne dair tesis edilen karar, Dairemize ait 04.12.2006 tarihli ilam ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamımızın gerekleri yerine getirilmemiştir.
Zira Dairemize ait ilamın 3. bendinde davalı ... tarafından çekilen paraların şirket adına harcanıp harcanmadığının tespiti istenmiş, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ise ... tarafından sunulan faturalar alt alta yazılmak suretiyle toplanmış ve hiçbir gerekçe gösterilmeden ve başkaca bir inceleme yapılmadan, (69.581,33) USD değerindeki bu harcamaların şirket adına yapıldığı sonunca varıldığı bildirilmiştir.
Yine Dairemize ait ilamda bu tespitin yanında (150.000) USD bedelli senet, davalı ... tarafından davacılara, dava konusu paranın teminatı amacıyla “verilmişse” ve bu senede dayanarak herhangi bir tahsilat yapılmışsa, davalıların sorumluluğundan söz edilemeyeceği de belirtilmiştir.
Bu ifadelerden, şirket adına çekilen paranın tamamının şirket adına harcanması veya dava edilen paranın tamamının teminat senedi olduğu savunulan senedin icraya konulması suretiyle tahsil edilmesi halinde, davalıların sorumluluğundan söz edilemeyeceği şeklinde anlaşılması gerektiği, kısmi bir harcama veya kısmi bir tahsilat halinde, davalıların ancak bu kısım için sorumluluktan kurtulacakları tabiidir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ise bozma ilamımızdaki “herhangi bir tahsilat yapılmışsa” ibaresine yanlış anlam verilerek, anılan senede dayalı olarak girişilen icra takip dosyasına yatan paranın (18.326,04) TL olduğu, bozma ilamının 3. bendinde “herhangi bir tahsilat yapılmışsa” dendiğinden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulup, hüküm kurmaya ve denetime elverişli yeni bir rapor alınmak suretiyle, bozma ilamımızda belirtilen tüm konularda yeniden bir inceleme ve değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2567, K. 2012/2092, 16 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama