KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2895 E., 2010/3160 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
406 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2007 tarih ve 2006/524-2007/1576 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatifin ortağı olup kuru çekimi sonucu müvekkillerine 14 nolu daire isabet etmiş iken taleplerinin yönetim kurulunca kabul edilmesi üzerine 11 nolu daireyi aldıklarını, ileride doğabilecek şerefiye farkı olarak 18.02.2002 tarihinde 2.500,00 YTL ödediklerini, inşaatların bitiminden sonra kesin hesap çizelgesine göre müvekkillerinden yaptıkları ödeme dikkate alınmadan şerefiye bedeli olarak 3.000,00 YTL talep edildiğini, 21.01.2006 tarihinden itibaren 8 taksit halinde ödenmek üzere senet alındığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.500,00 YTL’nin ödeme tarihi olan 18.02.2002 tarihinden dava tarihine kadar hesaplanacak karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, işbu alacağın kooperatife olan borçlar ile mahsubuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların yaptığı ödemenin bağış niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar tarafından yapılan ödemenin bağış niteliğinde olduğu, şerefiye bedeli olmadığı, kesin hesap çizelgesi hazırlanırken davacılar tarafından ödenmesi gereken şerefiye bedeli olarak hesap edilen 3.000,00 YTL’den yapılan ödemenin mahsup edilemeyeceği, davacının kesin hesap çizelgesinde tespit edilen şerefiye bedelinin tamamını ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, şerefiye bedeli olarak ödendiği iddia edilen paranın tahsili ve kooperatife olan borçlara mahsubu istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu ödemenin davalı kooperatifin savunması doğrultusunda bağış olarak yapıldığı kabul edilmiş ise de davalı savunmasını kanıtlayacak deliller dosya kapsamında mevcut değildir.
Davacılara kura çekimi sonucu 14 nolu daire isabet etmiş olup davacılar kooperatife müracat ederek kendilerine isabet eden 14 nolu daireyi 11 nolu daire ile değiştirmek istemişlerdir. Bunun içinde 18.02.2002 tarihinde kooperatife 2.500,00 YTL ödemişlerdir. Davacıların talebinin mahiyeti gereği yapılan bu ödemenin şerefiye bedeli niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla mahkemece, davacılara ilk olarak isabet eden 14 nolu dairenin şerefiye bedeli ile 11 nolu dairenin şerefiye bedeli tespit edilerek aradaki şerefiye bedeli farkının davacılardan tahsil edilebileceği nazara alınarak hüküm kurmak gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2895, K. 2010/3160, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama