KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3681 E., 2011/14546 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2006 tarih ve 2005/445-2006/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili banka tarafından dava dışı kooperatife kredi açılıp kullandırıldığını, borçlu kooperatifçe kredinin ortaklarına dağıtıldığını ve kredinin teminatı olarak ortaklardan alınan müşterek ve müteselsil borç senetlerinin müvekkili borçluya temlik edildiğini belirterek; 10.021,15 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek % 26 faizi (değişken) ile birlikte davlılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili senet metninde borcun öncelikle kooperatife ödenmesi halinde de borçtan kurtulacağı ibaresinin bulunduğu, bu suretle alacağın temliki işleminin olmadığını, müvekkilllerinin borçlarını kooperatife ödediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ile ... borçlarını kooperatife ödediklerini belirterek, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı vekilinin müşterek ve müteselsil borç senedinde ve banka belgelerinde belirtilen alacak miktarı 2.200.000.000 TL olduğu halde dava dilekçesinde dava tarihine kadar işlemiş olan faiz ve giderlerin asıl alacağa eklenmek suretiyle dava değerinin 10.021,15 TL gösterildiği, işlemiş faiz alacağının görevin tespitinde dikkate alınamayacağı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın talep halinde Akhisar Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif kredi borcunun tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, görevsizlik kararı verilmiştir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun “vazife” başlıklı 1.maddesinde “Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır. Faiz, icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba katılmaz.” hükmü yer almakta; aynı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasında ise “Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas ittihaz olunur.” denilmektedir. Yine, HUMK.nun 5219 sayılı Kanun ile değişik 8/1 nci maddesine göre mamelek hukukundan doğan değer veya miktarı beş milyar lirayı geçmeyen davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür.
Görülmektedir ki, dava olunan şeyin değeri esas alınarak görevli mahkemenin tayin edileceği durumlarda davanın konusunun, yani müddeabihin tespitinde hesaba katılmayacak unsurlar yasada açıkça belirlenmiştir ve faiz de bunlar arasında sayılmıştır. Bu durumda, temerrüt faizi, dava açılırken harçlandırılsın veya harçlandırılmasın görevin belirlenmesinde nazara alınamaz. Ancak sözleşmesel faiz, o da harçlandırılarak müddeabih haline getirilmek suretiyle görev miktarının tespitinde dikkate alınabilir. Dairemiz’in 21.10.2002 tarih ve 4981-9247 sayılı, 30.10.2006 tarih ve 2005-9871 /2006-10773 sayılı, YHGK.nun 16.6.2004 tarih ve 19-357/360 sayılı ilamı bu yöndedir.
Somut olayda, TTK.nun 8/3. maddesi ve davaya konu müşterek ve müteselsil borç senedinin 1. ve 2. maddelerine göre, hesaba borç yazılacak miktarların, yazıldığı tarihten itibaren yıl sonuna ve ayrıca yılbaşından vade tarihine ve vade tarihinden de tahsil tarihine kadar geçen günler için belirtilen faiz oranlarından hesap ve kapitalize edilecek faizi ile kooperatife veya temlik alan Ziraat Bankasına ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, davaya konu alacağın faiz alacağı olduğu var sayılan kısmı da HUMK'un 1/1. maddesi kapsamında görevde dikkate alınmayacak olan temerrüt faizi olmayıp, sözleşme hükümlerine göre, öngörülen dönemlerin sonunda ana paraya dönüşmüş bir alacaktır.
O halde, mahkemece, davaya konu alacağın tamamının asıl alacak olduğunun ve buna göre davaya bakmanın kendi görevine girdiğinin kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken, somut olaya uymayan yazılı gerekçeler ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3681, K. 2011/14546, 26 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama