KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3716 E., 2011/15652 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.11.2009 tarih ve 2008/69 - 2009/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin “ALIMA” markasının tescili için yaptığı başvuruya müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı'nca kabul edildiğini, bu karara da davalı tarafından itiraz edildiğini ve TPE YİDK'nun 26.12.2007 tarihli kararı ile başvuru sahibinin itirazının yerinde görüldüğünü, YİDK kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, “ALIMA” markasının müvekkili adına 31.10.1997 tarihinden bu yana Avrupa Topluluğu'nda tescilli bir marka olduğunu, 2001 yılından bu yana da Türkiye'de fiilen söz konusu markanın kullanıldığını, marka üzerindeki asıl hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek,
TPE YİDK'nun 26.12.2007 tarih ve 2007-M-7078 sayılı YİDK kararının iptaline, tescil işlemleri tamamlanmış ise 2004/42546 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sayalı Kavafiye Deri Tekstil İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davaya konu markanın topluluk markası olarak Malıa Shoes S.L.'ye ait olduğunu, marka üzerinde hakkı olmayan diğer davacının taraf ehliyetinin olmadığını, ayrıca marka başvurusuna itiraz etmemiş olan Malıa Shoes S.L. Firmasının YİDK kararının iptalini isteyemeyeceğini, müvekkilinin söz konusu markayı tescilden önce kullanmaya başladığını, yurt dışında yapılan tescillerin davacılara Türkiye'de öncelik hakkı kazandırmayacağını, markaların ilişkin olduğu sınıfların birbirlerinden farklı olduğunu, davacının eskiye dayalı kullanımını ispat edemediğini, davacının markasının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kuruca ihdas edilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket tarafından “ALIMA” ibaresinin 18, 25 ve 35. sınıflarda marka olarak tescili için başvuruda bulunulduğu, başvuruya davacı Franca Carraro vekili tarafından itiraz edildiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı'nca uygun görüldüğü, bu karara da başvuru sahibi tarafından
itiraz edildiği, YİDK tarafından başvuru sahibinin itirazının kabul olunduğu ve tescil işlemlerinin devamına karar verildiği, davacı Franca Carraro tarafından itiraza dayanak gösterilen topluluk markasının “ALIMA” ibaresinden oluştuğu, 31.10.1997 tarihinde 14., 18. 25. sınıflarda tescil edildiği, aynı markanın 11.05.2001 tarihinde WIPO nezdinde tescil olunduğu, davacı adına yabancı ülkelerde tescilli bulunan markanın, emtia listesindeki herhangi bir mal bakımından ülkemizde ilgili sektörde tanınmışlığı konusunda yeterli delil bulunmadığı,
davacı markasının Türkiye'deki kullanımının 18.04.2001 tarihine kadar geriye gittiğinin sunulan faturalardan anlaşıldığı, bu kullanımın KHK'nin 8/3. maddesi anlamında hak bahşedecek seviyede olmadığı, ancak aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin Türkiye pazarına giren davacıdan haberdar olduğunun tartışmasız bulunduğu, zira çekişme konusu davalı başvurusunun Türkçe'de bir anlamının olmadığı, davacı markasının özel ve karakteristik yazım biçiminin ve mal kapsamının aynen davalı başvurusuna alındığı, davalının başvuru tarihinden önce markayı kullandığını ispatlayamadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğu,
marka başvurusuna itiraz eden davacının TPE nezdinde tanınmışlık, önceki kullanımdan kaynaklanan hak ve davalının kötü niyetinin ispat edilmediği gibi ek açıklama isteminin cevapsız bırakıldığı, bu nedenle YİDK kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle YİDK kararının iptali için açılan davanın reddine, 2004/42456 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalı şirket vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3716, K. 2011/15652, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama