KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/414 E., 2011/17297 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2009/263 - 409
Karar Metni
797 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/10/2009 tarih ve 2007/435-2009/505 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl vebirleşen davanın davalıları vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2011 gününde davacılar avukatı .... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, müvekkilinin vekili aracılığıyla yurt dışına sattığı emtianın davalı Belstar firmasının acenteliğini yaptığı diğer davalının temin ettiği gemiye yüklendiğini, düzenlenen konşimento sonrasında navlun bedelinin ödendiğini, müvekkiline taşımayı yapacak geminin 29.11.2004 tarihinde Hamburg şehrine ulaşacağının taahhüt edildiğini, ancak davalı şirketin müvekkiline ve vekili firmaya 29.11.2004 tarihli faksla malların 09.12.2004 tarihinde aktarma limanı Pire’den başka gemiye yükleneceğinin ve geminin 31.12.2004 tarihinde varış yeri şehre ulaşacağının bildirildiğini,
ancak ticari bağlantının davalıların verdiği taahhüde göre yapıldığını, aksi halde alıcı firmanın yüksek cezai şart talep edeceğini, malların Pire Limanından alınarak karayolu ile Hamburg’a ulaştırıldığını, bu işlem için harcama yapıldığını, davalıların edimlerini yerine getirmediğini, yapılan masraflardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 16.510.33 Euronun tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili Belstar A.Ş’nin olduğunu, hakkında doğrudan dava açılamayacağını, davacının malın gerçek imalatçısı ve satıcısı olmadığını, aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu gideri asıl ihracatçının yaptığını, kesin taşıma süresi veya varış taahhüdü olmadığını, birleşen davanın 1yıllık hak düşürücü ve zamanaşımı süresinde açılmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, istemin, deniz yolu ile taşıma sözleşmesine aykırı davranış nedeniyle yükün karayolu ile taşındığı, bu nedenle masraf yapıldığı, bundan taşıyıcı davalının sorumlu olduğu iddiasına dayandığı, davalı savunmasındaki ibranamenin, asıl davanın davacısı yetkililerinin eli ürünü olmadığı, asıl davanın davacısının, birleşen davanın davacısı vekili olduğu, uyuşmazlığa konu karayolu navlununa ilişkin faturanın, birleşen davanın davacısı adına düzenlendiği ve
zarara uğrayanın bu şirket olduğu, asıl davanın davacısının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, asıl davanın reddinin gerektiği, birleşen davada davalı Belstar A.Ş’nin taşıyan davalının acentesi olduğu, bu davanın acente davalıya asaleten, taşıyıcı davalıya izafeten açıldığı, acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağı, doğrudan sorumluluğu gerektirir bir iddianın bulunmadığı, acente davalıya karşı asaleten açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiği, davalı taşıyanın üzerine düşen edimi tam ve eksiksiz yerine getirmediği,
bu sebeple birleşen davacının yükü karayolu ile taşımasına ve fazladan karayolu navlunu ödemesine neden olduğu gerekçesiyle asıl davanın aktif dava ehliyeti yönünden reddine, birleşen davada davalı acenteye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne, 16.510.33 Euro’nun bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin asıl davaya yönelik olarak yaptığı temyiz itirazlarının reddiyle bu davada tesis edilen kararın onanması gerekmiştir.
2-Davalılar vekilinin birleşen davaya yönelik olarak yaptığı temyiz itirazlarına gelince; Asıl ve birleşen davanın aynı uyuşmazlığa ilişkin olmasına, davacılarının farklı bulunmasına, esasen asıl davanın davacısı ile birleşen davanın davalısı arasında vekalet ilişkisinin olmasına, asıl ve birleşen davada verilecek kararların birbirlerini etkileyecek bulunmasına, birleştirme kararı verilmesinde bir yanlışlık olmamasına göre, davalılar vekilinin birleşen davayla ilgili birleştirme kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Ancak, birleşen davada acente davalı Belstar A.Ş’nin asaleten dava edildiği ve doğrudan sorumluluğunu gerektirir bir durumun da ileri sürülmediği gerekçesiyle hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen kendisini vekille temsil ettiren bu davalı yararına vekalet ücreti tayin edilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı Belstar A.Ş yararına bozulması gerekmiştir.
4-Öte yandan, taşıyan davalıya izafeten açılan ve birleştirilen davada dava dilekçesi ile verilen birleştirme kararının tebliğinden sonra süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu gibi davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı da savunulmuştur. O halde, süresi içinde davanın açılmadığı savunması bakımından olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın davalı taşıyan yararına bozulması gerekmiştir.
5-Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/414, K. 2011/17297, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama