KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4446 E., 2010/5024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Manavgat Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Manavgat Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.06.2008 tarih ve 2006/449-2008/372 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından müvekkiline yönelik hiçbir ihtar ve bildirim yapılmadan hakkında kooperatif anasözleşmesinin ortaklık şartlarını belirten 10 ncu maddesinin 3 ve 5 nci fıkralarında düzenlenen ortaklık şartlarını taşımadığı gerekçesiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş olduğunu, sözkonusu çıkarma kararının hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, 06.07.2006 tarihli ortaklıktan çıkarma kararının iptali ile ortaklığın devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ortaklık şartlarını taşımadığını, bu nedenle ihtar çekilmesine gerek olmadığını,davacının ortak olarak hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davanın yerinde bulunmadığını savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının kooperatif anasözleşmesinin 10 ncu maddesinde belirtilen ortaklık şartlarını bilmesine rağmen durumunu şartlara uygun hale getirmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ortaklıktan çıkarma kararının iptali istemine ilişkindir.Davalı kooperatifin ortak kayıt defterinde davacının anasözleşmenin 10 ncu maddesinin 3, 5 ve 6 bentlerinde sayılan ortaklık şartlarını kaybettiğinden ortaklık kaydının silindiği belirtilmiş, alınan bu karara karşı açılan iptal davası da mahkemece yazılı gerekçelerle reddedilmiştir.
Kooperatif anasözleşmesinin ortaklık şartlarını belirleyen 10 ncu maddesinde kooperatife ortak olabilme şartları arasında kooperatifin amacına uygun motorlu aracın bulunması da gösterilmiş ise de ortağın bu nitelikte bir aracının olmaması hemen ortaklık sıfatını yitirmesi sonucunu doğurmaz.Ortağın her zaman yeniden araç sahibi olma veya ortaklığı devir etme ihtimali bulunduğundan anılan şartın olmaması halinde buna dayalı olarak ortaklıktan çıkarma kararı verilmeden önce bu konuda ortağa uygun bir süre içerisinde araç sahibi olması yönünde bir ihtar yapılması,
yapılan ihtara rağmen bu şartı yerine getirmediği takdirde ihracına karar verilmesi hayatın olağan akışına, iyiniyet kurallarına ve kooperatifin amacına uygun olduğu gibi Dairemizin yerleşik uygulaması da bu yönde olduğundan bu husus gözetilmeksizin davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, anasözleşmenin anılan 10 ncu maddesinin 6 ncı bendinde aynı amaçlı başka bir motorlu taşıyıcılar kooperatifine ortak olmamak şartı da öngörülmüştür.Bu şarta rağmen ortağın aynı amaçlı başka bir motorlu taşıyıcılar kooperatifine ortak olması halinde de yasa ve anasözleşmede önceden uyarıya yönelik bir hüküm bulunmasa dahi bu nedene dayalı olarak alınacak bir çıkarma kararı öncesinde de davalı kooperatif tarafından başka bir kooperatife ortak olunmasının ortaklık şartlarına aykırı olduğu,
verilecek uygun bir süre içinde diğer ortaklıktan çıkılması gerektiği, aksi halde ortaklıktan çıkarılacağı yönünde ortağa açık bir uyarıda bulunulması iyiniyet kurallarının gereği olarak yerine getirilmesi gereken bir husustur. Bu durumda mahkemece, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Diğer yandan, davalı kooperatif anasözleşmesinde öngörülen taşıyıcılığı bilfiil meslek edinmiş esnaf olmak koşuluyla ilgili çıkarma nedeniyle kooperatifin amacına uygun motorlu araç bulunmak şeklinde düzenlenen çıkarma sebebi arasında çok sıkı bir bağlantı bulunması dolayısıyla bu iki çıkarma nedeninin bir arada tartışılıp değerlendirilmesi gereğinin ve zorunluluğunun mahkemece dikkate alınmaması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4446, K. 2010/5024, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama