KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4698 E., 2011/15261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.11.2007 tarih ve 2006/542 - 2007/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili şirketin “PANDA RICO” markasının tescili için TPE Başkanlığına başvuruda bulunduğunu, ilk incelemede tescilli “RİKO” markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu gerekçesi ile TPE Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile başvurunun kısmen reddedildiğini, itiraz üzerine TPE YİDK kararı ile itirazlarının reddine karar verildiğini, davacı müvekkilinin başvurusunun “RICO” kelimesinden oluşmadığını, bu kelimenin yanında “PANDA” ibareli tanınmış markasının da bulunduğunu, ayrıca renk ve şekil unsurlarının da bulunduğunu,
tescili istenen markanın düz yazı ile siyah ve beyaz olarak yazılmış “RİKO” markası ile karıştırılmasının mümkün olmadığını belirterek, davacının “PANDA RICO” marka başvurusu ile ilgili TPE YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının başvurusuna konu markada esas unsurun “RİCO”, redde mesnet markada ise esas unsurun “RİKO” olduğunu, işaretlerin ayırt edilemeyecek derecede benzer ve malların da aynı türde bulunduğunu, bu nedenlerle TPE YİDK tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre davacının başvurusuna esas markanın baskın yada esas unsuru ile redde mesnet markanın işitsel, görsel ve semantik olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun saptandığı, zira redde mesnet markadaki “K” harfi yerine sözcüğün alındığı yabancı dilde aynı biçimde okunan ve bu telaffuz şekli ülkemizde de yaygın olarak bilinen “C” harfinin tercih edilmesinin ibareleri farklılaştırmaktan uzak olduğu, bu suretle iptali istenen YİDK kararında 556 s.lı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri ile Yüksek Yargı kararlarına aykırı bir yön bulunmadığı gereçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4698, K. 2011/15261, 16 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama