KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4973 E., 2011/16383 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2009 tarih ve 2005/418-2009/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, müvekkilinin dava dışı Kardeşler Petrol Ltd. Şti'nde bulunan hissesini 27.11.2000 tarihinde davalıya devrettiğini, ancak davalının hisse devrini kendi adına tescil ettirmediğini, davalıya ulaşamadığını ileri sürerek, hissenin re'sen davalı adına tescil edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının şirkette bulunan hissesini satın almak istediğini, kendisine şirketin herhangi bir borcunun olmadığının belirtildiğini, ancak daha sonradan piyasaya büyük miktarda borcu olduğunu öğrenmesi üzerine devirden vazgeçtiğini, davacıya güvenerek iyi niyetle devir sözleşmesi yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki pay devrinde TTK'nun 520. maddesinde belirtilen şartların yerine getirilmediği, davacının bu tarihte şirket müdürü olduğu, hisse devrini şirket defterlerine işlemediği, kendi hatasından ve ihmalinden yararlanarak hak iddia edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket pay devrine dayalı, ortak olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece pay devrinde TTK’nun 520. maddesinde düzenlenen şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dosyaya ibraz edilen ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin davacı dışında başka bir ortağı daha olduğunun anlaşılmasına ve böyle bir dava da verilecek kararın dava dışı şirketin menfaatini de etkileyecek olmasına göre dava dışı şirkete de husumet yöneltilmesi gerekir.
Bu itibarla mahkemece, davacıya dava dışı şirkete de husumet yöneltip, dava açmak üzere süre verilmesi, işbu dava ile birleştirilerek, neticesine göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Ayrıca, davacı taraf dava dışı şirkete ortak olmadığının tespiti talebinde bulunmuş olup, bilirkişi raporunda da ortaklar kurulu karar ve pay defterinin dosyaya ibraz edilmediği belirtildiği halde, anılan belgeler dava dışı şirketten istenip, incelenmeden TTK’nun 520. maddesinde belirtilen şartların yerine getirilmediğinden bahisle ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4973, K. 2011/16383, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama