KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5725 E., 2011/16381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.11.2009 tarih ve 2005/192 - 2009/452 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete sigortalı eczaneden ilaçların çalındığını, sigortanın 7.627,84 TL ödeme teklifinde bulunduğunu, belirlenen miktarın gerçek zararı yansıtmadığını ileri sürerek, 40.000 TL’nın ihbar tarihi olan 01.12.2004 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini 48.017,67 TL’na yükseltmiştir.
Davalı vekili, poliçe hükümleri gereğince uyuşmazlığın hakem nezdinde çözümlenmesi gerektiğini, olayın oluş şekli itibariyle kırılan küçük pencereden 1.234 kalem ilacın çalınmasının mümkün olmadığını, hasar miktarı 7.627,84 TL’nın davacının hesabına havale edildiğini, davalının bu miktardan sorumlu olmayacaklarını, davacının zarar miktarını ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait eczaneden ilaçların çalındığı, zararın 48.017,67 TL olduğu gerekçesiyle, 48.017,67 TL’nın davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalı vekili cevap dilekçesinde hasar miktarının 7.627,84 TL olduğunu, bu miktarın davacı sigortalı hesabına gönderildiğini, bu miktar yönünden sorumlu olmadıklarını beyan etmiş, davacı vekili de duruşmadaki beyanında anılan miktarın davacı hesabına yatırıldığını, fakat hesaptan bu miktarı çekmediklerini belirtmiş olması karşısında, davacı hesabına yatırıldığı hususu çekişmesiz olan anılan meblağ hakkında mahkemece, belirlenen tazminat miktarından mahsup yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının riziko tarihinden bir gün önceki satışlarından % 42 kar marjına göre indirim yapılmak suretiyle netice tazminat miktarının 48.016,67 TL olduğu belirlenerek anılan miktar hüküm altına alınmıştır. Oysa, aynı bilirkişi raporunda kar marjının % 38,7 olarak hesaplanması durumunda netice tazminat miktarının 42.228,39 olacağı belirtilmiş, davacı vekili de 21.10.2009 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında, % 38,7 oranındaki kar marjını kabul ettiklerini, karar da bu oranın esas alınması yönünde beyanda bulunduğu halde, bu husus nazara alınmadan ve talep aşılarak daha fazla miktarda tazminata karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5725, K. 2011/16381, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama