KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5824 E., 2011/15918 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
647 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2010 tarih ve 2008/475-2010/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından 13.000 USD ve 15.615 TL'nın internet vasıtasıyla başka hesaba aktarıldığını, davalı bankanın internet vasıtasıyla yapılan işlemlerde müşterilerin haklarını koruyucu tedbir almaması nedeniyle, diğer davalının ise sahte kimlikle sim kartın kopyalanmasında gerekli özeni göstermediğini ileri sürerek, hesaptan çekilen 13.000 USD ve 15.615 TL'nın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliniz talep ve dava etmiştir.
Davalı Yapı Kredi A.Ş. vekili, taraflar arasındaki sözleşmede güvenlik hususunda davacının uyarıldığını, söz konusu havale işleminden dolayı sorumlu olmadıklarını, davacının kusurunun bulunduğunu, yine sim kartın üçüncü kişilerin eline geçmesine neden olan operatör şirketinin ağır ihmali olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Tel. A.Ş. vekili, davanın ticaret mahkemesinde görülemeyeceğini, müvekkilinin ikametgahı itibariyle Şişli mahkemelerinin yetkili olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, sim kart değişikliğinin bayilerce yapıldığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait banka hesabından internet vasıtasıyla başka hesaplara EFT yapıldığı, davalı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini almaması, diğer davalının ise sim kart değişiklik başvurusu sırasında kimlik bilgilerini kontrol etmemesi nedeniyle % 50’şer oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka şubesi yönünden pasif husumetten davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, 13.000 USD ve 15.615 TL’nın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirillmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Yapı Kredi Bankası AŞ. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı ... Telekom Hiz.AŞ.'nin temyiz istemine gelince; dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür.(4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, GSM şirketi abone merkezinden sim kartın kaybedildiğinden bahisle sahte kimlikle yeniden çıkartıldığı, şirketin kimlik kontrolü yapmadığı, sim kartın yetkisiz kişilerin ellerine geçmesini engellemek için gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle, kusurlu kabul edilmiştir. Oysa, dava konusu olayda davacının banka hesabında bulunan para 3. kişiler tarafından rızası hilafına alınmış olup, dolandırıcılık eylemi bankaya karşı işlenmiştir. Banka müşterisi olan davacının açmış olduğu böyle bir dava da GSM şirketi aleyhine hüküm kurulması doğru değildir.
Bu itibarla mahkemece, davalı GSM şirketi hakkında davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5824, K. 2011/15918, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama