KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5948 E., 2012/5935 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.07.2009 tarih ve 2007/388-2009/391 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.04.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ana sözleşmesine göre bankalar nezdinde yapılacak işlemlerde .... ile ...'nın müşterek olarak temsile yetkili kılındığını, müvekkilinin davalı Bankanın Ümitköy Şubesi nezdindeki hesabından 03.04.2006 tarihinde (5.000) TL'nın telefon talimatıyla, Nenehatun Şubesi nezdindeki hesabından ise dava dilekçesinde belirtilen tarihlerde toplam (12.075) TL'nın tek imza ile ...'ya ödendiğini, davalı bankanın bu usulsüz ödemelerden sorumlu olduğunu ileri sürerek, 24.09.2008 tarihli ıslak dilekçesi ile (17.075,06) TL'nın davalıdan tahsiline talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka şubelerinden yapılan ödemelerin davacı şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle davalı bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı şirketin davalı bankanın Ümitköy ve Nenehatun Şubeleri’nde ayrı ayrı hesaplarının bulunduğu, Ümitköy Şubesi’ndeki hesabından 03.04.2006 tarihinde davalı ...’nın babası diğer davalı ...
Özşuca adına (5.000) TL. tutarında havale işlemi yapıldığı, havalede “Berna Saltuk talimatı” açıklamasına yer verildiği, Nenehatun Şubesi’ndeki hesabından ise 04.05.2006 ve 06.06.2006 tarihleri arasında toplam (12.075,06) TL.’nın tek imza karşılığında davalı ...’ya ödendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda ise, davacının Nenehatun Şubesi’ndeki hesabından çekilen paraların tarihleri ve miktarları da belirtilmek suretiyle, bu hesaba ait banka cüzdanının davacı tarafından 22.05.2006 tarihinde yazdırıldığı, 05.06.2006 tarihinde de cüzdan değiştirme işleminin yapıldığı, bu durumun davacının yapılan işlemlere icazet verdiğini gösterdiği bildirilmiştir.
Mahkemenin bu kabulünde bir isabetsizlik yoksa da yukarıda belirtildiği gibi davacının Ümitköy Şubesi’nde de bir hesabı vardır ve bu hesabından da yukarıda belirtilen tarihte bir havale işlemi yapılmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen tarihler ve banka cüzdanı ise Nenehatun Şubesi’ndeki hesabından çekilen paralara ilişkin olup, Ümitköy Şubesi’ndeki hesabından yapılan havale işlemi konusunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
Nitekim, davacı vekilince de bu konuda bilirkişi raporuna itiraz edilmiştir. Mahkeme ise davacının Ümitköy Şubesi’ndeki hesabından yapılan işlem ve bilirkişi raporuna itirazı üzerinde durmadan, davalı banka şubelerinden yapılan tüm ödemelerin davacı şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının Ümitköy Şubesi’ndeki hesabından yapılan havale işlemi hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5948, K. 2012/5935, 12 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama