KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6004 E., 2011/15967 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/02/2010 tarih ve 2008/196-2010/54 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin...’un yasal mirasçıları olduğunu, davalı banka tarafından, davacıların mirasçısı adına Ankara Bahçelievler Şubesi nezdinde açılmış olan bir mevduat hesabına rastlandığının bildirildiğini, bunun üzerine mirasçılardan ... tarafından davalı bankaya başvurulduğunu ancak davalının, hesap sahibinin kimlik bilgilerinin yetersiz olduğunu belirterek ödeme yapmadığını ileri sürerek, her bir davacı için şimdilik 100 er TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar tarafından davalı bankada hesabı bulunan... ile murislerinin aynı kişi olduğunu hususunun kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1–Dava, davacıların murisine ait olduğu iddia edilen hesaptaki paranın davacılara iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmişse de, dosya içinde mevcut, davacıların murisine ait mirasçılık belgesinde ismi geçen mirasçı ... tarafından, davaya muvafakat edildiğini gösterir bir belge ya da beyan bulunmadığı gibi bu kişi tarafından tanzim edilmiş dava vekâletnamesine de dosya içinde rastlanmadığından, öncelikle değinilen eksiklik giderildikten sonra davanın esasına girilerek yapılacak yargılama sonunda hüküm kurulması gerekirken söz konusu usul işlemi tamamlanmaksızın işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2–Kabule göre de, mahkemece, davacıların murisi... ile davalı banka nezdindeki hesap sahibi olan...’un aynı kişi olduğu hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, öncelikle davacılar vekilinin, davalı banka personelinin davacılara ulaşarak, davacıları söz konusu hesabın varlığından haberdar ettiği yönündeki iddiası değerlendirilip sonuca gidilmesi gerekirken gerekli araştırma yapılmaksızın karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, davacıların murisi dışında başkaca... isimli kişi olup olmadığına dair nufüs müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta, ilgililerin diğer kayıt bilgilerine ihtiyaç olduğunun bildirildiği görülse de, bu cevap ile yetinilmeyerek değinilen hususa ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne tekrar müzekkere yazılarak bu konuda ne tür bir işlem yapılması gerektiği hususu sorulmak suretiyle anılan eksikliğin ikmali ile oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6004, K. 2011/15967, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama