KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6065 E., 2011/1004 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
752 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.01.2010 tarih ve 2007/200-2010/10 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.02.2011 gününde davacı avukatı .... - ..... ile davalı avukatı ... geldi, yapılan tebligata rağmen ihbar olunan vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Kongre ve Lalapaşa Şubeleri’nde (20890), (316350) ve (39909) numaralı hesaplarının bulunduğunu, para çekme yetkisinin sadece şirket müdürü ...’da olduğunu, anılan hesaplardan müvekkilinin talimatı olmadan 2003/2006 yılları arasında usulsüz ödemeler yapıldığını ileri sürerek, şimdilik (1.500.000)TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 28.10.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini (2.815.807)TL’na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dört yıl süreyle bu kadar büyük miktardaki usulsüzlüğü fark edememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm işlemlerin davacının bilgisi ve onayı ile yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirketi temsile münferiden ...’ın yetkili oldu, ihbar edilen ...’nın 11.06.1997 ile 15.01.2007 tarihleri arasında davacı şirkette satış müdürü olarak çalıştığı, dava konusu (39909) numaralı hesaptan davacı şirket yetkili temsilcisi ... tarafından 27.08.2003 ile 30.12.2009 tarihleri arasında toplam (19) adet işlemle (422.400)TL çekildiği, aynı tarihlerde toplam (126) adet işlemle yetkisiz ve talimatsız olarak (2.819.807)TL tutarında ödemede bulunulduğu, yine aynı dönemde aynı hesaptan davacı şirket hesaplarına toplam (649.305)TL havale edildiği,
yetkisiz ve talimatsız ödemelerin ...’ya yapıldığı, bu durumun bankacılık mevzuatı açısından usulsüz olduğu, ancak davacının başka bankalardaki hesaplarından da Sedat’a usulsüz ödemeler yapıldığı, davacının Garanti Bankası A.Ş.’nden yapılan usulsüz ödemelerden haberdar olduğunu bildirdiği, davacının her yıl sonunda hesap mutabakatı sağlaması gerektiği, bu durumda davacının usulsüz ödemelerin ...’ya yapıldığını bildiği ve dört yıldan uzun süredir bu konuda taraflar arasında bir teamülün oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.
1- Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre ihbar edilen 3. kişi ihbar eden tarafın temsilcisi olduğundan, hüküm ancak HUMK.’nun 57. maddesi uyarınca ihbar eden taraf hakkında verilebilir. Dolayısıyla bu durumda ihbar olunan 3. kişi ihbar edenin adına ve onun temsilcisi olarak hükmü temyiz edebilir ise de kendisi adına temyiz edemez. Ancak aynı maddeye aykırı şekilde ihbar olunan hakkında da hüküm verilmişse ihbar olunan, hükmün kendisine ilişkin bölümünü kendi adına temyiz edebilir.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece, ihbar edilen hakkında hüküm kurulmamış bulunmasına, ihbar edilenin asli müdahil sıfatıyla da yargılamaya katılmamış ve hükmü kendisi bakımından ve kendisi adına temyiz etmiş olmasına, 01.03.1990 gün ve 3/4 Sayılı Yargıtay İBK. uyarınca, yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmediği hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilmesinin mümkün bulunmasına göre, ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin HUMK.’nun 432/4. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar davacı vekilince ihbar olunan ...’ya para çekme yetkisi verilmediği iddiasıyla işbu dava açılmışsa da davacı şirketin dava dışı Finansbak A.Ş. ve Garanti Bankası A.Ş. hesaplarından da ... tarafından uzun süreyle ve yüksek miktarlarda para çekildiğinin ve bu para çekme işlemlerine davacı şirketçe itiraz edilmediğinin anlaşılmış bulunmasına,
yine davalı banka tarafından davacı şirketin yetkili temsilcisi ...’a dava konusu hesaplardan 08.09.2003 ile 06.09.2005 tarihleri arasında ödemeler yapıldığına ilişkin olarak liste sunulmasına ve davacı vekilince 11.05.2009 tarihli dilekçede de bu ödemelerin davacı şirketin temsilcisi ...’ın imzasına yapıldığının açıkça kabul edilmesine, yine davalı vekilince cevap dilekçesinde bu ödemelerden başka dava konusu hesaplardan ...’a
04.04.2007 tarihine kadar ödemede bulunulduğunun savunulmasına ve mahkemece de aynı konuda ...’a 30.12.2006 tarihine kadar ödeme yapıldığının kabul edilmesine rağmen davacı vekilince bu ödemelere de karşı çıkılmamış olmasına, bu durum karşısında mahkemece dava konusu usulsüz ödemelerin yapıldığı iddia edilen 2003-2006 yılları arasında davacının dava konusu işlemlerden haberdar olduğunun ve bu işlemlere icazet verdiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6065, K. 2011/1004, 1 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama