KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6526 E., 2011/16820 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
716 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/11/2009 tarih ve 2006/660-2009/710 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar nezdinde mevduat ve bu hesaba bağlı olarak döviz tevdiat ve yatırım hesapları açtırdığını, müvekkilinin hesaplarında talimatı olmadan işlemler yapıldığını, Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespitte müvekkilinin muvafakatı olmadan yapılan hisse senedi alım-satım işlemleri nedeniyle 20.039.53 TL zararının belirlendiğini, müvekkilinin 'açığa imza' şeklinde imzalarının alındığını, genel kredi söleşmesindeki imza kendisine ait olmakla birlikte 250.000 TL limitin davalı banka tarafından yazıldığını, bu şekilde borsadan kredili hisse alımı yapıldığını,
müvekkilinin bankada mevdut hesapları olduğu halde davalı bankanın yasaya aykırı şekilde kredi kullanımı yoluna gittiğini, davalılar nezdindeki hesaplarında talimatı ve bilgisi dışında işlemler yapılması nedeniyle zarara uğradığını, emeğinin heba edildiğini ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000 TL'nin 30.05.2006 tarihinden itibaren reeskont faiziyle, 50.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, davacı ile müvekkili arasında çeşitli sözleşmeler düzenlendiğini, Teminatlı Hisse Senedi Kredisi Hesapları açtırdığını, davacıya düzenli hesap ekstreleri gönderildiğini, bunlara itiraz edilmediğini, davacının vadeli hesabından bilgisi dışında döviz satış işlemi yapılmadığını, davacının hesaplarını düzenli şekilde takip ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir,
Davalı ... Kıymetleri A.Ş. vekili, davacının talimatı dışında işlem yapılmadığını, davacının Otomotik Virman Talimatı, Talimat sözleşmeleri imzalayarak verdiğini, davacıya gönderilen hesap ekstrelerine itiraz edilmediğini, hatta davacının yeni işlemler gerçekleştirdiğini, davacının hesaplarını sürekli takip eden müşteri olduğunu, işlemlerden haberdar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tek kişilik grafoloji raporu ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi raporlarına göre 14/04/2006 tarihli 331.240,00 TL'lik "Dekont" ve 12/04/2006 tarihli 325.080,00 TL'lik "Hisse Senetleri Halka Arzı Talep Formu"ndaki imzaların davacıya ait olmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının zararının hisse senedi alım-satımından kaynaklandığı ve 8.117,63 TL olduğu, davacının davalılara gönderdiği 26/05/2006 tarihli ihtarname içeriğinde.
Vestel Beyaz Hisse Senedi'nin davacının talimatıyla alınmış olduğunun belirtildiği, dolayısıyla davacının işlemden haberdar olduğu, bu durumda "birlikte kusur" durumunun değerlendirilmesi gerektiği, B.K.'nın 44. maddesinin uygulanacağını, davacının, hisse senetlerinin alımına zımni suretle de olsa razı olduğu, gerçekleşen hal ve şartlar altında imzasız işlemlere olur vermemesi gerekirken aksi yönde davranmış olması müterafik kusur teşkil edeceği, B.K.'nın 44. maddesi gereği maddi tazminattan uygun bir indirim yapılacağı, taraflar arasındaki akdi ilişki sürecinde tarafların karşılıklı kusurlu olduğu,
8.117,63 TL tutarındaki zarardan davacının % 50 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, manevi zararın şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.058,82 TL'nin 13/06/2006 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının bilgi ve talimatı dışında davalılar nezdindeki hesaplarda usulsüz işlemler yapıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacı taraf dava dilekçesinde talebini, talimatı dışında hisse senedi alımı yapılmasından kaynaklanan zararın tazminine dayandırmıştır. Nitekim dava açılmadan önce davacının istemi üzerine Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespitte, hisse senedi işlemlerinden kaynaklanan 20.039,53 TL. zararın olduğu belirtilmiştir.
Yargılama safhasında da bilirkişiler, davacının zararının hisse senedi işlemlerinden kaynaklandığını bildirmişlerdir.
Dosya kapsamına göre, 12.04.2006 tarihli 'Hisse Senetleri Halka Arzı Talep Formu'ndaki imzanın davacıya ait olmadığı belirlenmişse de, davacının dava açmadan önce 26.05.2006 tarihininde davalılara gönderdiği ihtarnamenin 3. bendinde "Ayrıca müvekkilimin talimatı doğrultusunda alınmış bulunan 13.981 adet Vestel Beyaz hisse senedinin yine ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde müvekkilime teslimi" ibaresinin bulunduğu, dolayısıyla davacının hisse senetlerinin kendi talimatı doğrultusunda alındığını kabul ettiği anlaşılmşıtır.
Bu aşamada, hisse senedi talep formundaki imzanın davacıya ait olup olmadığı önem arzetmemektedir. Mahkemece verilen karar, hisse senedi işlemlerinden kaynaklanan zararın tazminine ilişkin olduğuna göre, davacının ihtarnamedeki beyanı karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6526, K. 2011/16820, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama