KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6643 E., 2012/6853 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mahkemesi
- Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.07.2007 tarih ve 2006/397-2007/286 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.04.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, davalının tali acentelik sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödemediğini, bu hususta girişilen icra takiplerinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, asıl davada ( 7.536,03 ) TL, birleşen davada (17.284 ) TL alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takiplerine vaki itirazların iptalini, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davalının toplam ( 21.440,89 ) TL borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her iki dosya ile ilgili toplam olarak anılan meblağ üzerinden itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, bu kez davalıya ilk kararın 27.08.2008 tarihinde tebliğ edildiği, yasal süresinde temyiz edilmediğinden hükmün kesinleştiği gerekçesiyle, davalı vekilinin 18.02.2010 tarihli temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 18.02.2010 tarihli kararı da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dilekçesinin davalı adına, usulüne uygun bir şekilde ve daha önce de kendisine tebligat yapılan (13.10.2006 tarihli ihtar) daimi işçisi ...’e tebliğ
edilmiş bulunmasına, nitekim davalının da bu tebligattan sonra duruşmalara katılıp tebligatın usulsüz olduğu yönünde bir itirazda bulunmamış olmasına, kararın da tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, gerekli adres araştırması yapılmak suretiyle yeni adresinin tespit edilemediği anlaşıldıktan sonra (14.07.2008 tarihli tebligat), usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6643, K. 2012/6853, 26 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama