KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6732 E., 2011/17016 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
464 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2007/115-2008/558 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; internet bankacılığı yolu ile 19.09.2006 tarihinde müvekkilinin davalı bankadaki mevduat hesabından bilgisi ve onayı dışında, (9.000) TL'nin başka hesaba aktarılarak buradan çekildiğini, davalıya yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını, gerekli güvenlik önlemlerini almayan ve özeni göstermeyen davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, hesaptan çekilen (9.000) TL'nın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; hesaptaki paranın 3. kişinin haksız fiili ile çekildiğini, bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, bankanın internet sisteminde her türlü güvenliğin alındığını, kullanıcılara gerekli uyarıların yapıldığını, ancak davacının bankaca önerilen güvenlik tedbirlerini kullanmadığını, zararın oluşumunda müvekkili bankanın kusurunun bulunmayıp, “Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi”ne aykırı davranarak şifre ve parolaların 3. kişilerin eline geçmesine sebep olan davacının kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zararın oluşumunda; kişisel internet bankacılığı bilgilerinin 3. kişilerin eline geçmesine sebebiyet veren davacının ¾, uygulamaya koyduğu güvenlik tedbirleri zorunlu kılmayan davalının ise ¼ oranında kusurlu oldukları gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, (2.250) TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı; davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı
Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle davacının kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6732, K. 2011/17016, 14 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama