KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6787 E., 2011/16588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
541 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kağızman Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/01/2010 tarih ve 2009/263-2010/11 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ticari ilişkisi nedeniyle, alacağının bir kısmına karşılık olarak ciro yolu ile davalıdan aldığı 05/05/2005 keşide tarihli (20.000) TL bedelli çekin ibraz tarihinde karşılığının çıkmadığını, ancak zaman içerisinde çek bedelinden (15.000) TL'nın ödendiğini, ödenmeyen (5.000) TL'nın tahsili için keşideci ile birlikte davalı ciranta aleyhine başlatılan takibe, ciranta imzasının kendisine ait olmadığı ve çek bedelinin ödendiği gerekçesi ile davalının itiraz ettiğini, itirazın iptali davasında verilen görevsizlik kararından sonra süresi içerisinde görevli mahkemeye müracaat edemediklerinden iş bu davayı açtıklarını, davalının bakiye borcunu ödemediğini ileri sürerek, (5.000) TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacı ile aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, çekteki ciranta imzasının kendisine ait olmadığını, dava konusu çeki, aldığı otobüs bedeli karşılığı dava dışı Şahsuvaroğlu şirketine verdiğini, davacının bu şirketin sadece çalışanı olduğunu, görevsizlik kararının kesinleşmekle kesin hüküm oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın çeke dayalı alacak talebi şeklinde açılmadığı, sunulan çekin sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi gösterdiği, davalının varlığını kabul ettiği ticari ilişki nedeniyle davacıya (5.000) TL bakiye borcunun bulunduğu, davalının borcun ödendiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı; davalı temyiz etmiştir.
1086 sayılı HUMK'nun 193. maddesi uyarınca; "görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur.
(Değişik üçüncü fıkra: 26/9/2004 – 5236/13 md.) Her iki hâlde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kâğıdı tebliğ ettirilmesi gerekir."
Anılan düzenlemeye göre davacının süresi içinde mahkemeye başvurarak tebligat masrafı yatırması veya tahrik dilekçesi vermesi gereklidir.
1086 sayılı HUMK'nun 176/10-11 fıkraları uyarınca adli tatilde görülecek davalarda aynı Yasa'nın 177.maddesi uygulanamayacağından süreler işlemeye devam eder ve sürenin son günü adli tatile gelse bile adli tatil sonrasına uzamaz. Sulh Hukuk Mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulandığından HUMK'nun sürelerin uzamasına ilişkin 177.maddesindeki düzenlemenin Sulh Hukuk Mahkemelerince bakılan işler ve verilen kararlar yönünden uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Somut olayda dava ilk önce Erzurum 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, 26.11.2008 tarihli yetkisizlik kararı ile talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Kağızman Sulh Hukuk Mahkemisine gönderilmesine karar verilmiş, bu karar davacı vekiline 20.07.2009, davalıya ise 16.07.2009 tarihinde tebliğ olunmuş, temyiz edilmeyerek 29.07.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Anılan düzenlemeler karşısında somut olay için HUMK'nun 193/3 maddesinde öngörülen 10 günlük başvuru süresi 30.07.2009 tarihinde işlemeye başlamış ve 08.08.2009 tarihinde sona ermiştir. Halbu ki davacı vekili 18.08.2009 havale tarihli dilekçesi ile dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini ve davalıya tebligat çıkartılmasını talep etmiş, yetkisizlik kararı veren mahkemenin aynı tarihli üst yazısı ile dosya Kağızman Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Üst yazı içeriğinden masrafın da aynı tarihte verildiği anlaşılmaktadır.
O halde; süresi içerisinde HUMK'nun 193/3 maddesindeki prosedür yerine getirilmediğinden, mahkemece kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6787, K. 2011/16588, 7 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama