KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6949 E., 2011/17620 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2007/429-2009/768 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2001 yılında Suriye menşeli Tiba Company for Industry and Trading (Tiba) adlı firma tarafından kendisine sipariş verilen malların ihracatı için 03.01.2002 tarihinde tedarik sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye göre alıcı Tiba'nın mal bedellerini akreditifle ödeyeceği ve müvekkilinin de sipariş edilen malları gemiye teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, buna göre Tiba firmasının Ürdün Amman’da Phıledelphia Investment Bank nezdinde akreditif açtırdığını, akreditif bankasının muhabir banka olarak ...
New York’u görevlendirdiğini, müvekkilinin ikinci bir bankanın teyidinin verilmesini talep etmesi üzerine 5.430 USD ihbar komisyonu karşılığı Philedelphia bankası tarafından ...’ın ihbar bankası olarak tayin edildiğini, teyit masraflarının Tiba tarafından karşılanacağı hususunda uzlaşılmasına rağmen davalı yetkilisinin talebi üzerine 14.810.98 USD teyit bedelinin müvekkilinin hak edişleri olan ihracat bedelleri içerisinden ödendiğini, tarafların anlaştığı üzere davalının 2.962.195.84 USD kadar meblağın ödenmesi için müvekkiline teyit verdiğini,
müvekkili tarafından 7.parti mal sevkiyatının yapılmasına ve altı parti mallar için verilen belgelerin aynısının verilmesine rağmen davalı teyit bankası tarafından yedinci parti malın bedeli olan 937.491.19 USD’nin ödenmediğini, ödenmesinin talep edilmesine rağmen müvekkilinin oyalandığını bu süreçte akreditif süresinin geçirildiğini, teyit bankasının akreditif bedelini ödememesi durumunda tazminat yükümlülüğünün bulunduğunu,
akreditif ilişkisine dahil olması durumunda amir bankası yerine geçtiğini ve amir bankası gibi birinci dereceden ve bağımsız olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 50.000 USD karşılığı 66.940 TL’nin 18.03.2003 tarihinden itibaren işleyen en yüksek ticari faiz oranı ile birlikte tahsiline/tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının gönderdiği vesaiklerde akreditife rezerv konulmasını peşinen kabul ettiğinden müvekkiline karşı iddiada bulunamayacağını, davacının önceki akreditif belgelerinde de eksiklik olduğunu, ancak akreditif açtıran firma tarafından kabul edilmesi nedeniyle ödeme yapıldığını, son parti sevkiyata ilişkin sunulan akreditif belgelerinde uygunsuzluklar tespit edilmesi üzerine akreditife rezerv konulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı bankanın somut akreditifteki fonksiyonunun ihbar bankası olduğu, ihtilafa konu olan yedinci parti ihracatla ilgili vesaike uygunsuzluk görüldüğünden davalı banka tarafından rezerv konulduğunu, söz konusu uygunsuzluğun 27.03.2003 tarihli davacı yazısı ile kabul edildiğini, davalı bankanın daha önceki partilerle ilgili olarak davacıya ödeme yapmış olmasının ve komisyonunun tamamını peşinen almış olmasının davalı bankaya yeniden teyit verme görevi yüklemeyeceğini ve teyit görevinin devam ettiğinide göstermeyeceğini,
bu durumun davacıya yalnızca teyit komisyonunun iadesini talep etme hakkı bahsedeceğini, netice itibariyle davalı bankanın somut akreditiften dolayı davacıya karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6949, K. 2011/17620, 23 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama