KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6952 E., 2012/7551 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Hakalar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2009 tarih ve 2008/234-2009/355 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı .vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08/05/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, yapı teknolojisi ve sektörel hizmetler alanında en önemli başvuru kaynaklarından biri olan “Yapı Kataloğu”nun müvekkili tarafından ilk olarak 1973 yılından başlamak üzere her iki yılda bir düzenli olarak yayınlandığını, 2006 yılından itibaren de yıllık olarak yayınlanmaya başladığını, sözkonusu yayının müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin tescilsiz olarak kullandığı “Yapı Kataloğu” ibaresinin 16. sınıfta tescili amacıyla davalıya başvuruda bulunulduğunu,
yapılan başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 556 sayılı KHK’nin 7/c maddesi uyarınca reddine karar verilmesi üzerine yaptıkları itiraz sonucu YİDK tarafından itirazın kısmen kabulüne karar verilerek basılı yayınların yer aldığı 16. sınıfa dahil mal grubu bakımından verilen ret kararı yerinde bulunmuş, kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıldığına ilişkin itirazlarının da yerinde görülmeyerek reddedildiğini, sözkonusu kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin “Yapı Kataloğu” ibaresine ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek,
müvekkilinin “Yapı Kataloğu” ibareli markasının 556 sayılı KHK’nin 7/son maddesi uyarınca ayırt edici bir nitelik kazanmış olduğunun tespitine, TPE YİDK’nun 2008-M-1566 sayılı kararının iptaline, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, marka tescil başvurusuna konu “Yapı Kataloğu” ibaresinin basılı evraklar, yayınlar, dergiler, kitaplar vs. emtialar için tanımlayıcı, tasviri nitelikte bir sözcük olması nedeniyle 556 sayılı KHK’nin 7/c maddesi uyarınca tescilinin mümkün olmadığını, davacının sözkonusu işaretin kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığına ilişkin iddiasının da kanıtlanamadığını, sunulan belgelerin hiçbirinin markanın kaynak belirtme fonksiyonunu yerine getirdiğini göstermediğini, bu nedenle dava konusu marka tescil başvurusuyla ilgili olarak müvekkili tarafından alınan kararların usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, "Yapı Kataloğu" ibaresinin kullanımının kataloğun alıcı ve kullanıcıları olan yapı/inşaat sektörü ile sınırlı kaldığı, basılı yayının türüne ilişkin bir jenerik adın tür adından soyutlanarak, bir marka haline gelmesi ve asıl kaynağından bağımsızlaşması,
marka olarak bir firmaya bağlanmasının zorluğu dikkate alındığında, genellikle iki yılda bir, bazen her yıl yayınlanmış bir derginin kataloga katılmak isteyen firmalarla kullanıcılarına duyurulmasından ibaret reklam ve tanıtımın bunu sağlamaya yeterli kabul edilemeyeceği, 2009 tarihli "Firmaların Yapı Malzemesi Tanıtım Yöntemleri" ve "Mimarların Yapı Malzemesi Seçim Yöntemleri" raporlarında davacı kataloğu dışındaki kataloglar için de "Yapı Malzemeleri Kataloğu", "Yapı Kataloğu" ifadelerinin birlikte kullanıldığı,
bu itibarla sektörde "Yapı Kataloğu" ibaresinin davacıya markasal bir işaret olarak bağlandığının kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile “Yapı Kataloğu” ibaresinin davacı tarafından önce 2 yılda bir, sonradan yıllık olarak çıkarılan yapı sektörüne yönelik bir dokümanın adı olarak kullanılmış olup, markasal bir kullanım bulunmadığından sözkonusu kullanımın anılan ibarenin redde konu mallar yönünden 556 sayılı KHK’nin 7/c maddesinde düzenlenen mutlak tescil engellerini aşarak, 7/son maddesi uyarınca marka olarak tesciline olanak sağlamasının mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6952, K. 2012/7551, 10 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama