KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7009 E., 2011/17659 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2009 tarih ve 2006/392-2006/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, mükellefi olduğu vergi dairesinden müvekkiline ulaşılarak vergi borcu bulunduğunun bildirildiğini, müvekkilinin konuya ilişkin olarak yaptığı incelemede İstanbul 13. Noterliği'nin 23.02.2000 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile davalı ...'nın dava dışı şirketteki hissesinin kendisine devredildiğini öğrendiğini, vergi borcunun da bu şirkete ait olduğunu, hisse devir sözleşmesi düzenlenirken müvekkilinin 1998 yılında kaybolan kimliğinin kullanıldığını ileri sürerek, söz konusu devrin işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkiline usulsüz tebligat yapıldığından birleştirme kararına karşı yasal yollara müracaat edemediğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işlemin sahte olduğunun davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İstanbul 13. Noterliği'nin 23.02.2000 tarih 5050 yevmiye nolu limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'nın dava dışı şirketteki 400 TL değerindeki hissesinin tamamını davacıya devrettiği, sözleşmenin onaylama biçiminde gerçekleştiği, dava dışı şirketin sicil dosyası içinde bulunan davacıya ait nüfus cüzdanındaki bilgiler ile yine davacıya ait asıl nüfus cüzdanı üzerindeki bilgilerin farklı olduğu, ayrıca davaya konu sözleşmedeki imzaların davacıya ait olmadığının da bilirkişi incelemesi ile ortaya çıktığı, söz konusu işlemlerin tamamının sahte belgelerle yapıldığı,
noter huzurunda atılan bir imzanın sahteliği iddia olunduğundan ilgili noterin de davada taraf olmasının uygun bulunduğu, ancak yasal hasım olan noterin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada, davalı ... hakkındaki talebin feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile İstanbul 13. Noterliği'nce düzenlenen 23.02.2000 gün, 5050 yevmiye nolu sözleşmenin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı ... vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, limited şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı ...’ın noter olduğu ve bu sıfatla yasal hasım konumunda bulunduğu, adı geçen davalının yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı kabul edilmiş ise de, bu kabul doğru bulunmamakla birlikte temyize konu edilmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak, mahkemenin açıklanan kabulüne ve adı geçen davalı dışında davalı ... hakkında da hüküm kurulmuş olmasına rağmen, hükümde hangi davalı olduğu belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde “ 575 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak … davalı tarafa verilmesine” şeklinde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemece verilen karar, davalı ... vekili tarafından süresi içinde temyiz edildikten sonra, 07.04.2011 tarihli dilekçe ile yöntemine uygun biçimde vaki temyizden vazgeçilmiş bulunmakla temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7009, K. 2011/17659, 26 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama