KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7141 E., 2012/7349 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
498 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.01.2010 tarih ve 2007/22-2010/22 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ......., ve davalı... vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin lehtar-ciranta, diğer davalıların borçlu olduğu 28.5.1998 tanzim, 30.9.1998 vade tarihli 23.100 USD bedelli senet nedeniyle dava dışı ... tarafından İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 1998/10972 esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, müvekkilinin kendisinden sonra gelen ...’e borcunu ödediğini ve icra dosyasından rücu belgesi aldığını, bu belgeye dayalı olarak davalılar aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2005/12112 esas sayılı dosyası üzerinden takip yaptığını,
davalıların borca itirazı üzerine itirazın kaldırılması davası açtığını ve İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2006/199-2006/287 tarihli kararı ile davanın reddedilip kesinleştiğini, davalıların ilk takipte senedin sahte olduğunu savunmadıkları gibi borca da itiraz etmediklerini, rücu belgesinin İİK'nun 68. maddesi anlamında belge olduğunu ileri sürerek 27.000 TL’nın takip tarihinden itibaren faizi ile tahsiline, mahkemece alacağın rücu belgesine göre kabulü mümkün değil ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre takip tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, 1999 yılında alacaklı ve borçlular tarafından rücu belgesine esas 1998/10972 esas sayılı icra dosyası ile birlikte İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 1998/9870 esas ve İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 1999/4446 esas sayılı dosya borçlarının tamamı üzerinden 29.4.1999 tarihli protokol düzenlenerek borçların borçlular arasında taksim olunduğunu, yeniden bono düzenlenerek alacaklıya verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, 29.4.1999 tarihli protokol ile tarafların birbirini ibra ettiğini ve yeniden bono düzenlenip alacaklıya verildiğini, davacının icra dosyasına yenileme harcı yatırmadan dosya borcunu kendisi ödemiş gibi rücu belgesi aldığını, son işlem tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takibe konu iki adet senedin miktarının toplam 33.307 USD olmasına rağmen davacıya 27.000 TL’lık rücu belgesi verildiği, davacının sorumlu olduğu 23.100 USD’lik senedin aslının davalılar tarafından mahkemeye sunulduğu, rücu belgesinin de takibe konu alacak dikkate alındığında hangi miktara göre hesap edildiğinin anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve icra müdürlüğü tarafından verilen rücu belgesinin davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemeye dayalı olarak değil, dava dışı takip alacaklısının beyanına istinaden davacıya verilmiş olmasına ve takibe konu senedin de davalı elinde bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7141, K. 2012/7349, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama