KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7178 E., 2011/17217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2010 tarih ve 2008/408-2010/55 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından istenildiği an geri ödeneceği şartıyla müvekkilinden para tahsil edildiğini, bu konuda Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından lehlerine 15.338,76 EURO alacağa karar verildiğini, hükmün kesinleştiğini ileri sürerek, yabancı mahkeme ilamının tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme ilamının davalıya posta yoluyla tebliğ edildiği, bu durumda kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca TTK'nun 329 ve 405. maddeleri gereğince anonim şirketlerin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyecekleri, bu şekilde açılan davaların reddedildiği, yabancı mahkeme ilamının tenfizi halinde bu durumun eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı olacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine,
somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7178, K. 2011/17217, 19 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama