KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7919 E., 2012/8767 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2009 tarih ve 2008/11-2009/283 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ....... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt içi ve yurt dışında tanınan bir şirket ve “SaRay” markasının tanınmış olduğunu, “Saray Baharatlı Çubuk Kraker” markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, davalılardan Ülker A.Ş.’nin “Ülker Baharatlı Çubuk Kraker” ibareli ambalajla ürün piyasaya sunduğunu, diğer davalının da sattığını, bu eylemin iltibas oluşturduğunu ve 556 sayılı KHK’nin 7/ı, 8, 9, 61, 62 ve 75 nci maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesine, davalının satışa sunduğu ürünlerin toplatılarak imhasına, ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın davalılardan Ülker A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucu yeniden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulması sonrasında mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre,
davacı adına “Saray Çubuk Kraker Baharatlı” ibaresi ile 22.08.2002 tarih ve 2002/21322 numaralı tescil belgesi ile tescilli bulunan ürüne davalının tescilsiz “ÜLKER Baharatlı Çubuk Kraker” adı ile çıkarttığı ürünün ürün adı ve ürünün zorunlu şeklini içeren kısımları bakımından ayırt edici nitelikte bulunmadığı, ayırt ediciliğin markada yer alan davacıya ait " SARAY" ve davalıya ait "ÜLKER" ibareleri olduğu, her iki markanın da tanınmış marka olmaları nedeniyle halk nezdinde karıştırılma ihtimallerinin az olduğu,
dolayısıyla KHK nin 9/I-b maddesinde yer alan tecavüz için gerekli şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı şirket tarafından piyasaya sunulan ve diğer davalı tarafından satılan “Ülker Baharatlı Çubuk Kraker” adlı ürünün davacı adına ambalajı ile birlikte tescilli “Saray Baharatlı Çubuk Kraker” adlı ürün ile iltibas yarattığı iddiasına dayalı olarak marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve diğer feri istemlere ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda her iki markanın da tanınmış marka olmaları nedeniyle halk nezdinde karıştırılma ihtimallerinin az olduğu, dolayısıyla 556 sayılı KHK’nin 9/1-b maddesinde yer alan tecavüz için gerekli şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, bu gerekçeye karşı davalı tarafça yapılmış bir temyizin bulunmamasına göre de davacı adına tescilli davaya konu marka ile davalı şirketin davaya konu ürünü arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna varmak gerekmiştir.
556 sayılı KHK’nin “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı”na ilişkin 9/1-b maddesinde, tescilli bir marka ile arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin bunun önlenmesini talep etme yetkisinin olduğu düzenlenmiştir.Bu yasal düzenleme doğrultusunda oluşturulmuş Dairemizin yerleşik kararlarına göre de işaretler arasında iltibas tehlikesinin bulunması bile haksız rekabet ve markaya tecavüz nedeni olarak kabul edilmektedir.Somut olayda, davacıya ait tescilli marka ile davalının kullandığı tescilsiz işaretin ürünün cinsini,
niteliğini gösteren zorunlu kısımları dışında kalan serbest kısımlar bakımından benzerlikler taşıdığı, bir bütün olarak bakıldığında zorunlu olmamasına rağmen davalının kullandığı ambalajda davacı ambalajındaki aynı renk ve kraker görüntüsü ile aynı biber resminin kullanıldığı,
bu durumun sözkonusu ürünlerin daha çok çocuklardan oluşan bir tüketici kitlesi tarafında satın alınacak olması ile ayrıntılı bir inceleme yapılmadan kısa zaman içinde satın alınacak emtialar olması nedeniyle aralarındaki benzerliklerin karıştırılmalarına yol açacağının gerek anılan yasal düzenleme gerekse Dairemizin bu konudaki yerleşik kararları uyarınca kabulü ile davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen 24.01.2006 günlü, 2004/667-14 Esas ve Karar sayılı ilk kararın sadece davalılardan Ülker A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiş olmasına göre sözkonusu karar bu kararı temyiz etmeyen diğer davalı ... yönünden kesinleşmiştir.Bu itibarla, hakkındaki hüküm kesinleşen davalı ... yönünden verilen ilk kararın kesinleşmiş olduğu belirtilerek hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu davalıyı da kapsayacak şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7919, K. 2012/8767, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama