KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8022 E., 2011/1724 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.05.2009 tarih ve 2007/196-2009/364 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yaptığını, takip kesinleştikten sonra borcun davalıya haricen ödendiğini, davalı vekilinin borcun ödendiğine dair müvekkiline belge verdiğini, buna rağmen davalının vekili vasıtasıyla takibi sürdürdüğünü, müvekkilinin 117.966,70 TL'nin haciz edilmek suretiyle icra dosyasına aktarıldığını ve bu bedelin 18.01.2007 tarihinde davalı vekili tarafından alındığını ileri sürerek, ikinci kez tahsil edilen 117.960,70 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı aleyhine icra takibi yaptıklarını, müvekkili ile davacının aralarında takibe konu borcun haricen ödenmesi konusunda anlaştıklarını, yapılan anlaşma nedeni ile 15.01.2007 tarihinde borçluya ait hak ve alacaklar üzerindeki haczi kaldırdıklarını, ancak davacının bu anlaşmaya uymaması nedeniyle icra takibini sürdürdüklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 17.07.2006 vadeli 90.000,00 TL'lik bonoya istinaden yapılan bir takip bulunduğu, yapılan takip sırasında davacının Çayırlı Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği nezdindeki hakedişlerine haciz tatbik edildiği, davacı ile davalının tahsil harcından kurtulmak amacı ile haricen anlaşma yaptıkları, bu anlaşmaya göre davalı vekilince borcun haricen tahsil edildiğine dair yazılı bir belge düzenlenip bunun Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürüne
güvenilir kişi olarak teslim edildiği, anlaşma doğrultusunda davacının köylere hizmet götürme nezdindeki hak edişleri üzerindeki haczin kaldırıldığı, ancak davacının anlaşmaya gereğince davalı vekili ... hesabına 90.000,00 TL yatırması gerekirken 32.000,00 TL yatırdığı, ... hesabına da 25.000,00 TL yatırması gerekirken 75.000,00 TL yatırdığı, yatırılan paraların anlaşmaya uygun olmaması nedeniyle alacaklıların bu paraları almadıkları, davacının banka dekontlarını göstererek güvenilir kişi tanık Ali Akın’dan, davalı vekili tarafından verilen borcun haricen tahsil edildiğini gösteren belgeyi aldığı,
davacının borcun bir gün önce haricen ödendiğini iddia etmesine rağmen bir gün sonra tanık ... ve Av.... hesabına ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,bu paraların yatırılmasına ilişkin aralarında başkaca bir hukuki ilişkiyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8022, K. 2011/1724, 15 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama