KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8829 E., 2012/1077 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/03/2010 tarih ve 2008/448-2010/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankanın Çankaya Şubesi'nde hesabının bulunduğunu ve 26.08.2003 tarihinde verdiği talimat ile bu hesaptan B tipi değişken faizli likit fon alınmasını istediğini, bunun üzerine davalı banka tarafından 440.389 TL değerinde fon alındığını, bu paranın 21.01.2004 tarihine kadar bu fonda kaldığını, belirtilen tarihte müvekkilinin ikinci bir talimat vererek mevduatının 2034 vadeli eurobonda çevrilmesini talep ettiğini, ancak davalının müvekkilinin talimatı dışında 14.01.2004 tarihinde tahvil aldığının anlaşıldığını ve müvekkilinin talimat doğrultusundaki işlemin 28.01.2004 tarihinde yerine getirildiğini,
14.01.2004 ile 28.01.2004 tarihi arasında müvekkilinin mevduatının nasıl değerlendirildiğinin ve ne miktarda kazancı olduğunun belli olmadığını, bu konuda müvekkiline bilgi verilmediğini, ayrıca müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan dolar hesabındaki meblağda da düşüş olduğunu, aradaki farkın nedeninin müvekkiline bildirilmediğini, 28.01.2004 tarihinde hesapların düzeltilmesinin istenmiş olmasına karşın düzeltmenin 10.10.2006 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin yaklaşık 42.747,324 USD zarara uğratıldığını,
yine 09.10.2007 tarihinde eurobonddan çıkış talimatı verilmesine rağmen 11.10.2007 tarihinde işlem yapıldığını ve bu arada düşen faiz oranı nedeniyle müvekkilinin zararının doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan işlemlerin davacının talimatı üzerine süresi içinde yapılan işlemler olduğunu, yapılan işlemler nedeniyle davacının zarara uğramadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bankacılık hizmetlerinin davacının talimatı ve bilgisi doğrultusunda yapıldığı, davacının eurobond alım işlemi haricinde zararının oluşmadığı, zarar doğuran işlemin yapılmasından sonra da davacının hesabından işlem yapmaya devam etmek suretiyle yapılan işlemlere zımnen rıza gösterdiği, davacının açık veya zımni icazet verdiği işlemler nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
2010/8829 2012/1077
-2-
Dava, davalı banka nezdinde bulunan paranın talimat doğrultusunda değerlendirilmemesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, mahkemece, davacının yalnızca eurobond alım işlemi nedeniyle zarara uğradığı, zararı doğuran işlemin yapılmasından sonra da davacının hesabında işlem yapmaya devam ederek zarara neden olan işleme zımnen rıza gösterdiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Ancak, davalı tarafın aksi kanıtlanamayan savunmasından, davacının saat 11:00'de telefon talimatıyla 106,500 birim fiyatından eurobond alınması konusunda talimat verdiği, görüşme bittiği anda talimat uyarınca işlem yapılmak istenildiğinde, bildirilen fiyatın yükselmesi nedeniyle eurobond alım işinin gerçekleştirilemediği, bunun üzerine teyit için davacıya ulaşılmaya çalışıldığı, fakat davacıya ulaşılamadığı, aynı gün saat 14:24'te davalı banka görevlileri ile davacının görüşebildiği ve durumun davacıya izah edildiği, kendisinden onay alınarak 107.000 birim fiyatı üzerinden eurobond alımının yapıldığı anlaşılmaktadır.
O halde, eurobond alım işleminin yüksek fiyattan yapılması konusunda davalı bankanın bir kusuru bulunmadığından bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacının yapılan işleme zımnen icazet verdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, HUMK'nun 438/son maddesi gereğince sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek onanması gerekmiştir.
21,15 H · 17,15 PH · 04,00 BK · 21.03.2012 - SK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8829, K. 2012/1077, 31 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama