KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8952 E., 2012/9904 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
697 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2 . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/04/2010 tarih ve 2009/145-2010/131 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/06/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili şirketin acenteliğini yürütmekte iken acentelik sözleşmesinin 12.03.2009 tarihli fesihname ile sona erdirildiğini, davalı acentenin müvekkili şirkete 26.03.2009 tarihi itibariyle 679.693,61 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalı gerçek kişilerin ise sözkonusu acentelik sözleşmesinin eki olan garanti sözleşmesi uyarınca acentenin doğacak tüm borçlarına garantör olduklarını, davalı acente ve garantörlere borçlarını ödemeleri için ihtarname gönderilmiş ise de ödemede bulunmadıklarını ileri sürerek, 679.693,61 TL alacağın % 30’dan az olmamak kaydıyla en yüksek oranlı reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, haksız fesih nedeniyle hükmedilecek tazminatın davacının alacak tutarından takas-mahsup edilmesine, davacı ile müvekkilleri...ve .... arasında akdedilen garantörlük sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı acentenin prim aktarma borcunu sözleşme gereği yerine getirmediği, ihtara rağmen de borcunu ödemediği, bu durumda davacının akdi fesihte haklı olup, davalıların haksız fesihten kaynaklanan talep hakkının mevcut bulunmadığı, bu nedenle davalıların haksız fesihten kaynaklanan haklarının alacak tutarından mahsubu isteminin yerinde olmadığı, gerçek kişi davalıların davalı acentenin borcundan garantör sıfatıyla sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 678.940,60 TL alacağın 25.03.2009 temerrüt tarihinden itibaren yıllık % 30 akdi temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin davalı şirket yönünden yaptığı ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı gerçek kişiler yönünden yapılan temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı ile davalı şirket arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedilmesi sonrası acentenin davacıya olan borcunun tahsili istemine ilişkindir.Davacı ile davalı şirket arasında acentelik ilişkisi bulunmakta olup, davalı gerçek kişilerin ise acentelik sözleşmesinin eki olan garanti sözleşmesi uyarınca acentenin doğacak tüm borçlarına garantör oldukları gerekçesiyle sorumluluklarına karar verilmesi istenmiştir.
Davacı şirket ile davalı gerçek kişiler arasında akdedilen garanti sözleşmesinin davacı ile acente arasındaki acentelik sözleşmesine ek olarak hazırlandığı, ... ve ...’un garanti edenler olarak sözleşmeyi imzaladığı, sözleşmede garanti edenlerin acentenin acentelik sözleşmesi uyarınca mükellef olduğu her türlü borç ve yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sigorta şirketinin doğmuş/doğacak tüm alacakları ile bunların bütün ferilerinden sorumlu olduklarını kabul ederek ödeyeceklerini garanti ettikleri belirtilmiştir.Akdedilen garanti sözleşmesinin acentelik sözleşmesinin eki olarak düzenlendiği,
bağımsız bir borç taahhüdünü içermeyip, acentelik sözleşmesine bağlı olarak yapıldığı anlaşılmıştır.Bu durumda, acentelik sözleşmesinin eki niteliğinde olan ve ondan bağımsız bir borcu içermeyen sözleşmenin geçerli olabilmesi için bağlı olduğu acentelik sözleşmesinden doğan borcun garanti sözleşmesinin akdedildiği anda belirli veya belirlenebilir nitelikte olması gerekmektedir.Garanti sözleşmesinde davacının acentelik sözleşmesinden doğmuş ve doğacak olan tüm alacakları ve bunların fer’ilerinin garanti altına alındığı belirtilmek suretiyle garanti eden sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan akdin karşı tarafına sınırları belirsiz bir edimi ifa borcu
yüklenmiş olup, bu içerikteki bir sözleşme ile borç yaratılması mümkün değildir.Bu durumda, bağımsız bir borç taahhüdünü içermeyip, bağlı olduğu acentelik sözleşmesinin eki niteliğinde olduğu belirtilen garanti sözleşmesi ile davalı gerçek kişilere yüklenen edim borcu akdin yapıldığı anda belirli veya objektif ölçülere göre belirlenebilir nitelikte olmayıp tamamen belirsiz bir nitelikte olması nedeniyle işbu sözleşme geçersiz bulunmaktadır.Bu nedenle geçersiz olan sözleşmeye dayalı olarak davalı gerçek kişilerin sorumluluklarına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı gerçek kişiler yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8952, K. 2012/9904, 7 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama