KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9247 E., 2012/11791 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2010 tarih ve 2009/676-2010/196 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/07/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av ... ile davalı vekili Av. ... ile davalı şirket temsilcisi ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 29.09.2009 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, müvekkilinin bilgi alma hakkının engellendiğini, mali tabloların ve defterlerin incelenmesi talebinin kabul edilmediğini, çekilen ihtarın karşılıksız kaldığını, seçilen denetçi ile yönetim kurulu üyelerinden birinin soyadlarının aynı olduğunu, akrabalık ilişkisinin bulunduğunu, denetçinin tarafsızlığından bahsedilemeyeceğini, özel denetçi tayin edilmesi isteminin iyiniyet kurallarına aykırı şekilde reddedildiğini ileri sürerek, TTK’nun 348. maddesine uygun şekilde bağımsız denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul öncesi davacıya yasal olarak inceleme hakkı bulunduğu bilanço ve diğer yıl sonu hesaplarının gönderildiğini, TTK’nun 363/2. maddesi uyarınca ticari defterlerin incelenmesinin genel kurulun izni veya yönetim kurulu kararıyla mümkün olduğunu, kendisine genel kurulda bilgi verildiğini, özel denetçi için gerekli koşulların bulunmadığını, istemin TMK’nun 2. maddesine aykırı olduğunu, aynı alanda ticari faaliyette bulunan davacının sadakat borcunu ihlal ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, TTK’nun 348/2. maddesi uyarınca azınlığın özel denetçi tayini isteminin kabulü için, son iki yılda şirketin kurulmasına veya yönetimine ilişkin bir suiistimalin olması, kanun veya anasözleşme hükümlerine aykırı davranılması ve bilançonun gerçek olmadığı iddiaların ileri sürülmesi ile bunların varlığı yönünde yeterli derecede kanıt sunulmasının gerektiği, davacının, TTK’nun 362 ve 327/son maddelerine aykırı davranıldığını ileri sürdüğü, sunulan elektronik yazışmalardan 2007-2008 yılına ait bilanço, gelir ve gider tablosunun davacıya gönderildiği,
bilanço taslağının tümünü talep ettiği, bilançonun gerçek olmadığının kanıtlanmadığı, defter ve kayıtları inceleyebilmesi için TTK’nun 363/2. maddesi koşullarının gerçekleşmesinin zorunlu olduğu, bu yöndeki talebin reddinin hukuka aykırı bulunmadığı, ayrıca sunulan bilanço ile gelir-gider tablosunun defter ve kayıtlara uygunluğunun belirlendiği, TTK’nun 348/2. maddesi koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9247, K. 2012/11791, 3 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama