KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9437 E., 2012/1499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av. ... Aleş
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2009 tarih ve 2008/848-2009/615 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmanın uçağı ile 10.08.2007 tarihinde İstanbul'dan Madrid aktarmalı Şili'ye seyahat etmek için uçak bileti satın almış ise de, uçuş için havaalanına gittiğinde müvekkilinin pasaport ve biletinde herhangi bir eksiklik ve hukuka aykırılık bulunmamasına rağmen davalı firmaya ait özel güvenlik görevlileri tarafından uçuş işlemlerinin tamamlanmasının ve uçağa binişinin engellendiğini, müvekkiline terör zanlısı muamelesi yapılarak kişilik haklarının zedelendiğini ve uçak bilet bedelinin %30'luk bölümü olan 764,70 Euro'nun iade edilmediğini belirterek 764,70 Euro maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının uçuşuna haklı nedenle izin verilmediğini, kesintinin yasal olup davacının biletinin %30 kesinti yapılacak türden bilet olduğunu, tazminat talebinin haksız ve fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının uçuşla ilgili tüm işlemlerini tamamlanmış olmasına, uçuş belge ve pasaportunda bir sorun olmamasına rağmen güvenlik görevlilerinin insiyatifi ile uçağa binişinin engellendiği, yolculuğun gerçekleşmemesine sebep olan olayın davalıdan kaynaklanması dolayısıyla bilet bedelinden kesinti yapılmasının hukuki olmadığı, davacının karşı karşıya kaldığı haksız muamele sebebiyle üzüntü duyduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 767,70 Euro ödenmeyen bilet bedeli ile 500,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
.../...
2010/9437 2012/1499 Sf-2-
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, havayolu yolcu taşımasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları gözönünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.
Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, uçuş belge ve pasaportunda herhangi bir sorun olmamasına rağmen davalı havayolu şirketinin güvenlik görevlilerinin insiyatifi ile uçağa kabul edilmeyerek uçağa binişi engellenen davacı lehine mahkemece takdir edilen 500,00 TL manevi tazminat miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, davacının olaydan etkileniş derecesine ve somut olayın özelliklerine uygun düşmemekte ve az olup, davacı yönünden makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
130,20 H · 29,65 PH · 100,55 BK · 17/02/2012 - S.C
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9437, K. 2012/1499, 7 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama