KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/947 E., 2011/10215 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/02/2009 tarih ve 2008/408-2009/54 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Asiye Saygın’ın davalı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, kredinin geri ödemelerindeki aksama nedeniyle banka tarafından hakkında takip yapıldığını, müvekkilinin bankaya 30.4.2008 tarihinde 21.056.YTL, 12.06.2008 keşide tarihli 28.000 YTL bedelli bir adet çek vererek ödeme yaptığını, banka tarafından iki ayrı sözleşmeyle ilgili iki ayrı dekont verildiğini ancak müvekkilinin bir krediye kefil olduğunu ileri sürerek,
kefil olarak hangi sözleşmeden ne kadar sorumlu bulunduğunun banka kayıtlarında inceleme yapılarak tespitini, faizin başlangıç tarihinin ödenen ve ödenecek borç miktarlarının tespitini, asıl borç miktarının belirlenmesini, müvekkiline ihtarname gönderilip gönderilmediğinin ve hangi adrese gönderildiğinin belirlenmesini, 28.000 YTL bedelli çekin ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın niteliğinin anlaşılamadığını, eksik harcın tamamlatılmasını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı vekilinden davanın menfi tespit veya istirdat davası olup olmadığı hususunun açıklanması istendiği, davacı vekilinin davanın menfi tespit davası olduğunu bildirdiği, davacı dilekçesinde öncelikle kredi sözleşmesi gereğince yükümlülüklerinin neler olduğu, borçlu olup olmadığı, faiz konusundaki uygulamaların tespitini talep etmekle, istirdat davası ve menfi tespit davası yönünde her hangi bir açıklamada bulunmadığı, davacının talebinin eda davasında halli gerektiği, tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/947, K. 2011/10215, 12 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama