KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9484 E., 2012/11337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2009 tarih ve 2008/299-2009/868 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.06.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın, Akbank A.Ş. Ege Üniversitesi Şubesi'nden kullandığı kredinin güvencesi olarak davalı şirketle kredili hayat sigortası sözleşmesi imzaladığını, murisin 20.02.2008 tarihinde herhangi bir rahatsızlığı bulunmadan eceli ile öldüğü halde davalının vefat tazminatını ödemediğini ileri sürerek, (42.000) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının hipertansiyon ve diabet hastalıklarının beyan edilmediğinden tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, ölüm kağıdı, gömme izin belgesi ve mernis ölüm tutanağında murisin ölüm nedeninin "ecel" olarak belirtildiği, başvuru formu başlıklı belgede ise sadece murisin imzasının bulunup başkaca bir bilginin bulunmadığı, formda tüm soruların cevapsız bırakıldığı, murisin ayakta tedavilerinin yapılmasının dışında südreklilik arzeden diabet veya hipertansiyon hastalıklarının bulunduğunun belirlenemediği, diğer bir deyişle murisin kendisi tarafından bilinen bir hastalığını gizlediğinin tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, kredili hayat sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
TTK.’nun 1269 uncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse, dain ve mürtehin sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasa’nın 1270 nci maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir halde, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Ayrıca TTK.’nun 1446/2 nci maddesinde, sigorta ettirenin sigortalının muvafakati olmaksızın, ödenecek paraları almaya ve sigortalının haklarını devretmeye ancak poliçenin elinde bulunduğu takdirde salahiyetli olduğu belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu sigorta sözleşmesinde menfaattar olarak Akbank A.Ş. Ege Üniversitesi Şubesi gösterildiği gibi, poliçenin dain ve mürtehin sıfatıyla aynı banka şubesi lehine düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle dava konusu sigorta poliçesinin aslının davacıların elinde olup olmadığının araştırılması, davacıların elinde değilse bu kez dava dışı Akbank A.Ş. Ege Üniversitesi Şubesinin tazminatın davacılara ödenmesine muvafakatinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, poliçenin aslının davacıların elinde olması veya muvafakatin sağlanması halinde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi takdirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9484, K. 2012/11337, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama