KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9512 E., 2012/2101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Saray Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.02.2010 tarih ve 2007/94 - 2010/67 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesabından 21.07.2006 tarihinde internet bilgileri çalınmak suretiyle toplam 10.600,00 YTL'nın üçüncü kişilere havale edilmiş olduğunu, davalı bankanın müvekkilinin hesabındaki parayı koruyamayarak objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek, anılan miktarın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müşteri şifre ve parolasıyla kendisine ait özel soruları muhafaza edemediğini ayrıca kendisine sunulan ek güvenlik önlemini kullanmadığını, davaya konu havale işlemlerine kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisine ait birtakım özel bilgileri hatalı olarak üçüncü kişilere vermesi nedeniyle kusurlu olduğu, davalı bankanın ise işlem tarihi olan 21.07.2006 tarihinde tek kullanımlık şifre uygulamasını bireysel kullanıcılar için zorunlu tutarak uygulamaya geçmemiş olması nedeniyle kusurlu olduğu, tarafların kusur oranlarının % 50 oranında bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.300,00 TL alacağın zarara meydana geldiği 21.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdindeki hesaptan davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilen paralar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davaya konu zararın doğmasında davacı % 50 oranında kusurlu bulunmuş ve buna göre hüküm verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davaya konu internet yoluyla davacının banka hesabından 3. kişilere yapılan havalelerde davacının kimlik bilgilerini, vergi numarasını olaydan önce kendisini telefonla arayan şahıslara vermesi nedeniyle % 50 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmış ise de, davacının işlemlerin yapılmasını sağlayıcı şifre ve parolasını verdiği hususu ispatlanamadığı gibi, verilen kimlik bilgileri ile davaya konu işlemlerin gerçekleştirilmesi arasında uygun bir illiyet bağının bulunduğu hususu da somut delillerle ortaya konulmamış olup, bu durumda, davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan,
hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın tamamen sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafa kusur verilmesi suretiyle davalı bankanın çekilen paranın yarısından sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9512, K. 2012/2101, 16 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama