KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9679 E., 2012/1890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
453 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26/12/2008 tarih ve 2008/870-2008/308 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili şirketin kuruluş ve işleyişine ilişkin 406 sayılı Yasa’da müvekkiline verilen görevler arasında “Rehber Hizmeti”nin de yer aldığını, müvekkili ile Telekomünikasyon Kurumu arasında imzalanan görev sözleşmesinin de bu hususta müvekkilini yetkili kıldığını, davalının internet ortamında yürüttüğü faaliyetleri ile yasa ve görev sözleşmesi uyarınca müvekkilinin yetkisinde bulunan rehber hizmetini müvekkili şirketin veri tabanını kullanarak elektronik ortamda sunmak suretiyle haksız kazanç sağladığını, münhasıran müvekkili şirkete verilen bu hizmetin davalı tarafından kullanılmasının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek,
muarazanın ve müdahalenin men’i ile 406 sayılı Yasa’ya aykırı olarak yürütülen www.altınrehber.com. web sitesinin kapatılmasına, rehber basımı ve dağıtımına ilişkin tüm faaliyetlerin durdurulmasına, müvekkili şirketin verilerinin bu amaçla kullanılması yönündeki müdahalenin men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya rehber basımı dışında tanınan bir tekel hakkının bulunmadığını, müvekkilinin rehber basımı yapmadığını, web sitesinde sunulan hizmetin amacının telefon rehberi hizmeti vermek olmayıp ücret karşılığında Altınrehber’e üye olan firmaların internet ortamında logolarını, sloganlarını ,bulundukları yeri gösteren haritalarını, e-mail ve web linklerini yayınlayarak firmaların kapsamlı şekilde reklamlarının yapılması olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin Türkiye’de telefon abonelerinin taleplerine göre telefon bağlama, telefon işletmeciliği yapma ve böylece kişilerin telefon haberleşmesini sağlama yetki ve görevi ile çalıştığı, davacının bir yandan abone kaydederken, diğer yandan da bu abonelerin bilgilerini listelediği, söz konusu rehber bilgilerini oluştururken herhangi bir yatırım yapmadığı, dolayısıyla davacının telefon rehberinin FSEK’nun ek-8. maddesi anlamında bir veri tabanı olmadığı,
öte yandan böyle bir telefon rehberinde hususiyet koşulunun da gerçekleşmeyeceği, bu durumda davacının telif hakkı koruması elde edemeyeceği, davalının altın rehber adlı internet uygulamasının davacının faaliyeti sırasında bir yan ürün olarak oluşan telefon rehberinden yararlanılarak veya haksız şekilde davacının rehberindeki bilgiler kullanılarak oluşturulmadığı, bir an için davacının rehberinin veri tabanı olduğu kabul edilse bile veri tabanından yararlanmanın söz konusu olmadığı gibi davalının altın rehber adlı ürününün herhangi bir şekilde haksız rekabet dahi teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9679, K. 2012/1890, 14 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama