KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9771 E., 2012/1774 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/03/2010 tarih ve 2008/662-2010/144 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen araç kredisi sözleşmesi uyarınca araç için kasko poliçesi düzenlendiğini ancak davalının poliçe primlerini ödememesi nedeniyle ödemenin müvekkili tarafından yapılarak davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın % 40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu poliçe bedelinin davacı tarafından ödendiği, davalının 88,80 TL’lık prim borcu yönünden temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin 804 TL asıl alacak ile bu asıl alacaktan 592,50 TL’na takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve 321,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sigorta prim alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ile müvekkili banka arasında düzenlenen araç kredisi sözleşmesinin teminatı olmak üzere tanzim edilen kasko poliçesinin prim borçlarının müvekkili tarafından ödendiği iddiası ile işbu davayı açmış olup, yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, dosya içeriğinde taraflar arasında yapılmış olan kredi sözleşmesinin tam metnini içerir örneğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, değinilen sözleşme getirtilip incelenerek, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili hüküm bulunup bulunmadığı, faiz ve temerrüde ilişkin özel düzenlemeler içerip içermediği tereddüte yer kalmayacak şekilde tespit edildikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9771, K. 2012/1774, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama